BU KARAR NE VİCDANİ NE DE YASALDIR HER CANLININ YAŞAM HAKKI VAR
Hayvan Hakları Savunucusu, Avukat Gülçin Yapıcı, genelgenin yasa önüne geçemeyeceğini belirterek, “5199 sayılı yasanın dediği çok açık; ‘Hayvanları aç ve susuz bırakmak yasaktır ve adli yaptırımı vardır.’ Dolayısıyla yasaya aykırı bir genelge olamaz. İtiraz edeceğiz” diyor.
PARİS’E VE LONDRA’YA BAKIN
Şöyle devam ediyor: “Yol kenarına kuru ekmek, yemek artığı, kuru mama ya da bir kap su bırakıldı diye kemirgen de haşere de artmaz. Eğer bir artış varsa, sebebi sokaktaki hayvanların toplanmış olmasıdır. Bakın Paris’e! Bakın Londra’ya! Kolum kadar sıçanlar her yerde. Sokaktaki canlar bizi koruyordu ama şu an sokakta hayvan kalmadı. Haliyle bir koruma kalkanımız yok artık! Ayrıca bir canlının beslenmesine göz dikmek dinimizde de yok. Bu ne vicdani ne insani ne dini ne de yasal bir durum. Her canlının yaşam hakkı vardır.”
HALK SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MERHAMETLE DEĞİL, KANUNLARLA SAĞLANIR
Madalyonun diğer yüzüne de bakalım... Zira şu da bir gerçek ki, ülkemizdeki sokak hayvanı sayısı hem insan hem hayvan sağlığı açısından olması gerekenin çok üstünde. Resmi rakamlara göre 2, resmi olmayan rakamlara göre 4 milyon civarı. Kontrolsüzce çoğalan sahipsiz hayvanların zaman zaman güvenliği tehdit ettiği de gerçek. Ki bu yılın başında Şanlıurfa’da bir çocuğun kuduz sebebiyle hayatını kaybetmesi, 2 mahallenin de karantina altına alınması hepimizi derinden yaraladı.
Ve maalesef Türkiye’de yaklaşık 1400 belediyeden sadece 273’ünde hayvan barınağı var. Barınakların kapasitesi ise yaklaşık 100 bin. Yani hayvanların iyi koşullarda yaşayabileceği yeterli sayıda barınak yok. Yanı sıra onlara bakacak yeterli sayıda veteriner de yok. Belediyelerin en asli görevlerinden biri olan kısırlaştırmayı aktif şekilde yürüttüğünü söylemek de mümkün olmadığından sokakta yaşayan hayvanlar meselesi kocaman bir sorun haline gelmiş durumda.
Güvenli Sokaklar Derneği gönüllüsü Avukat Devrim Koçak, X platformundaki açıklamasında bir kez daha “Sokak hayvanı yoktur” vurgusu yapıyor ve Valiliğin kararını şu sözlerle savunuyor: “5199 sayılı kanun ve ilgili mevzuata göre tüm ‘başıboş’ hayvanlar en hızlı şekilde toplanmalı. ‘Kontrolsüz’ besleme kararı da gayet yerinde. Çünkü kamusal alanda ‘başıboş’ hayvan beslemek vicdan ya da merhamet göstergesi olmadığı gibi bunu yapanı da vicdanlı, merhametli insan yapmaz. Hayvanlara iyilik yaptığını düşünerek bunu yapanlar, ancak saygısız insanlardır. Zira bu hayvanların önlerine iki parça yem biraz su bırakmaktan anlık haz duysalar da o alanları sahiplenen hayvanların oradan geçen birine saldırma ihtimali ve beslemelere bağlı olarak yayılacak hastalıklar ile çevre kirliliği de göz ardı edilmemelidir. Halk sağlığı ve güvenliği bireysel merhametle değil kanunlarla sağlanır.”