İyi fikir tıpkı bir bumerang gibidir
BEN de İzmir Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Turusan Çiner gibi düşünüyorum.
“İzmir’i sadece Türkiye’nin üçüncü büyük kenti değil; yaratıcılığın, tasarımın ve pazarlamanın yükselen merkezi haline getirmek de gerekir. Yaratıcılık bu kentin en güçlü hammaddesidir.”
İzmir sadece Türkiye’nin üçüncü büyük kenti değil, bu ülkenin yaratıcılık enerjisinin beslendiği kaynaktır.
Ege’nin özgürlükçü ruhu, İzmir’in açık fikirliliği, tasarıma ve estetiğe yatkınlığı bunlar öyle kolay yetişen şeyler değil.
40 yıla yakın gazetecilik hayatımda bunu defalarca gördüm.
Türkiye’nin en iyi gazetecilerinin, en güçlü reklamcılarının, en cesur yaratıcılarının bir kısmı hep İzmir’den çıktı.
Çünkü bu şehir insanı özgür düşünmeye zorlar.
Bu şehirde medya da reklamcılık da tasarım da adeta bir laboratuvar gibi çalışır.
Dener, yanılır, yeniden dener ve size bir yol açar.
Çiner’in Bumerang Reklam Ödülleri’nde yaptığı konuşma da bu yüzden kıymetliydi.
Bumerang 16 yıl aradan sonra dönüyorsa bu sadece bir ödül töreninin dönüşü değil, İzmir’in yaratıcılık iddiasının yeniden ayağa kalkmasıdır.
Bu yıl katılımın bu kadar yüksek olması, İstanbul’dan gelen ilgi, genç ajansların ortaya koyduğu istek İzmir’in reklamcılık alanında yeniden merkez olmaya başladığının işareti.
Turusan Çiner konuşmasında yapay zekâya da değindi.
“Teknoloji değişir ama yaratıcılığın özü değişmez” dedi.
Katılıyorum.
İşi hızlandırır, kolaylaştırır, görünür kılar; ama iyi fikir hala insandan çıkar.
Bu nedenle yaratıcı zekanın, stratejinin, tasarımın değerinin daha da artacağı bir döneme giriyoruz.
İzmir’in hedefi artık sadece ‘üçüncü büyük şehir’ olmak değil; yaratıcılığın, tasarımın, pazarlamanın yükselen merkezi olmak olmalı.
Ve ben buna inanıyorum.
İzmir’in bu potansiyeli var.
Yaratıcılık bu kentin DNA’sında var.
O yüzden Bumerang’ın dönüşü çok anlamlı.
Tıpkı adı gibi, iyi fikirler geri geldi.
Daha da güçlenerek, daha da ses çıkararak.
Şimdi İzmir’e düşen, bu rüzgârı hiç durdurmadan devam ettirmek.