TÜRKİYE’DE DURUM NE
Türkiye’de kadın katillerine ağırlaştırılmış müebbet hapis uygulamaları var. Ancak yargılama cinsiyet ayırmaksızın işletiliyor. Yani cinayetlerin hepsi, ayırım olmaksızın, tek süzgeçten geçiyor ve faillere haksız tahrik indirimleri uygulanıyor.
2020’de Cemal Metin Avcı tarafından diri diri yakılıp, sonra da varile konulup, üzerine beton dökülerek katledilen Pınar Gültekin davasını hatırlarsınız. Katil Cemal Metin Avcı’ya ağırlaştırılmış müebbet verildi, fakat cezası sonradan, “haksız tahrik indirimi” ile 23 yıla indirildi. Cezanın yeniden ağırlaştırılmış müebbette çevrilmesine yönelik itirazı ise Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi “canavarca hisle öldürülmedi” diyerek, oy çokluğu ile reddetmişti.
2020’de, İzmir’de cinsel ilişki teklifini reddettiği için öldürülen Ceyda Yüksel’in “kasten öldürme” suçundan 24 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan katili Serkan Dindar’a mahkeme, “elem ve öfke” indirimi uygulamış, cezası 18 yıla indirilmişti. Yargıtay tarafından da onaylanan indirime ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı itiraz etti.
EĞİTİM, FARKINDALIK VE GÜÇLÜ BİR SİYASİ İRADE OLMALI
“Yanı sıra kolluğun, savcıların ve hâkimlerin toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri almaması, şiddet başvurularının pek ciddiye alınmaması ve koruma tedbirlerinin kâğıt üzerinde kalması kadın cinayetlerinin durdurulması açısından en büyük engeller. Hiçbir ülke yalnızca cezaları ağırlaştırarak şiddeti durduramaz. Fakat İtalya’daki bu düzenleme, erkek şiddetiyle mücadelede güçlü bir siyasi iradenin göstergesi olması açısından önemli. Türkiye’de politik irade ve yargısal pratik bakımından ciddi bir reform ihtiyacı içindedir. Erkek şiddeti gerçeğini yasal olarak tanımak, kadın-erkek eşitliğini devlet politikası haline getirmek bu mücadelenin başlangıç adımlarındandır.”