HENÜZ FARK KAPANMADI
Ağustos ayında röportaj yaptığımda “Salona seyirci çekecek kadar ‘büyük’, ‘kaliteli’ Türk filmleri olursa seyirci de pekâlâ salona döner” diyen ve gişe rakamlarına bakınca yorumunda pek de yanılmadığını söyleyebileceğim, “Yan Yana” filminin yapımcısı Muzaffer Yıldırım’ı aradım: “Pandemi öncesi sinema salonu sayısı ile şu anki sayı arasında fark var. O zaman kapanan salonlar hâlâ açılmış değil. (TÜİK verilerine göre 2018’de 2 bin 858 olan salon sayısı 2021’de 2 bin 398’e düştü. Bu sayı, 2024’te yeniden 2 bin 618’e yükseldi.) Yanı sıra pandemi ile seyirci sinema alışkanlığını kaybetti, seyirciyi maalesef dijitale kaptırdık. Ama ben sana da çevreme de hep aynı şeyi söyledim; ‘Sinemayı ancak ‘iyi’ filmler kurtarır. Gidilecek film olursa seyirci gider.’ Bak! Öyle de oldu” yorumunu yapıyor ve şöyle devam ediyor:
KALİTELİ FİLMLERİ DOĞRU ZAMANLAMA İLE ÇIKARMAYA DEVAM
“Bir noktada sinema endüstrinin dijitale ya da açık kanallara kalmasından hayli endişelendik. Çünkü bu, sinema endüstrisinin daralması demekti. Oysa biz; yapımcılar, yönetmenler, oyuncular, sektör çalışanları, hepimiz aynı teknedeyiz. Bu hem biz hem Türk sineması adına felaket olabilirdi. Bir yandan da önümüzde ABD örneği vardı; pandemi ile kaybedilen seyirci Barbie, Oppenheimer, John Wick, Avatar gibi, ‘kaliteli’ ve ‘güçlü’ filmlerle yüzde 90 oranda geri gelmişti. Bizim tek eksiğimiz ise benzer şekilde, seyirciyi yeniden salona çekecek güçlü filmlerdi. Bugün, ‘Yan Yana’ ile buna bir katkı koymuş olmaktan çok mutluyum. Bana ulaşan ve salonunun kirasını, elektriğini ödemekte dahi güçlük çeken sinemacılar da ‘eski günlere dönüyoruz’ mutluluğu içinde. Bundan sonra yapmamız gereken şu; ‘güçlü’, ‘kaliteli’, yeni filmlerimizi doğru zamanlama ile çıkarmaya devam etmek. Şunu da gördük, seyirci sıcak, samimi, gerçek insan hikâyelerini ve gülmeyi çok özlemiş. 2026’nın sinema için bir dönüş yılı olacağını umuyorum.”