YER ALTI KAYNAKLARI GELECEĞİN STRATEJİSİ
Ana resme dönersek... Dünya hızla enerji ve teknoloji dönüşümünün içinde. Madenler artık sadece sanayinin girdisi değil; ülkelerin ekonomik bağımsızlığını, teknoloji kapasitesini, jeopolitik gücünü belirleyen bir unsur.
Türkiye, 3.5 trilyon dolarlık yer altı potansiyeliyle bu oyunda güçlü bir yerde duruyor. Ama bu potansiyelin gerçek bir güce dönüşmesi, “Ne kadar madenimiz olduğu” sorusundan çok, “Bu madenleri nasıl çıkardığımız ve ekonomiye hangi modelle kazandırdığımız” sorusunda gizli. Türkiye eğer bu dönüşümü doğru okuyabilir ve uluslararası standartlarda bir madencilik kültürü oluşturabilirse, yeraltı kaynakları geleceğin en stratejik avantajlarından birine dönüşebilir.
AYNADAKİ GÖRÜNTÜ SADECE BİZE AİT DEĞİL... BİRİLERİ LE MONDE’A SÖYLEMELİ
FRANSIZ gazetesi Le Monde kasım ayında Türk gençliğiyle ilgili dikkat çekici bir araştırma yayımladı.
Gazeteye göre 18–24 yaş grubundakilerin yüzde 32’si ne çalışıyor, ne de okuyor. Genç kadınların yüzde 42’si ise kariyer fırsatlarından dışlanmış durumda. Üstelik üniversite mezunlarının işsizlik oranı da genel işsizlik oranının üzerinde. Kısacası, yazıya göre Türkiye’de gençlik kayıp bir kuşak olma riskiyle karşı karşıya.
Bu tablo sadece Türkiye’ye mi özgü? Yoksa dünya da benzer bir kırılmanın içinden mi geçiyor?
Bu soruyu İstanbul Bilgi Üniversitesi Çevre, Enerji ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Aydemir’e sordum. Yanıtı çok netti.
“Le Monde durumu Türkiye’ye özgü gibi gösterse de, aslında bu küresel bir olgu.”
Aydemir’e göre sadece Türkiye değil, Amerika ve Avrupa ülkeleri de aynı eğilimle karşı karşıya. Financial Times verileri Amerika dahil birçok ülkede üniversite mezunlarının istihdam oranının düştüğünü gösteriyor. Sebep belli.
Yapay zekâ, giriş seviyesi işlerin büyük bir kısmını masrafsız ve hatasız yapabiliyor.
Ahmet Aydemir