ÖNLÜKLERİNDE KAN LEKESİ OLAN ADAMLAR
Etrafta başka beyaz gömlekli çalışanlar da var. Çoğunun gömleğinin üzerindeyse kırmızı dev kan lekeleri. İlk başta biraz korkutucu geliyor. Kurbanlarını yeni doğramış birer Patrick Bateman gibi ortalıkta dolaşıyorlar, ama insan gördükçe onlara da alışıyor.
Mont sınavı geçiyor, demek ki bu kışı çıkartacak. Ama eldiven getirmeyi akıl etmemişim; hiçbirimiz etmemiş. Halde biraz dolaştıktan sonra ızgaranın başında ellerimizi ısıtmak için toplanıyoruz.
O ızgarada birazdan Japonya’dan Fransa’ya ithal edilen Wagyu etleri pişirilecek. FoodHub isimli toptancı dünyanın pek çok yerinden ürünü Fransa’ya getiriyor. Neredeyse bir imkansızı başarmışlar, yakında taze wasabi kökü de getirecekler; anlaşmalar yapılmış. Ama bugün ithal ettikleri Japon ürünleri—pilav, susam, yuzu sirkesi, acı soslar—dışında herkesin gözü o bol mermerli Wagyu’da. Bu etin farklı türleri var ve A5 etiketi taşıyanı en makbul olanı; en yağlı, en mermerli, en ağızda dağılanı. Çok çok az pişirmek yetiyor.
Ancak ızgara ısınana kadar tavuk halini geziyor. Beaujolais’nin ilk günü olduğu için hemen hemen bütün pavyonların önüne birer küçük ızgara konmuş, herkes kendi çeşidini tanıtıyor. Normalde böyle bir bayram havası yok halde. Böylesi özel bir gün olduğu için sabah 4:00’te orada olmayı göze aldım, zira bu fırsat bir daha gelmeyebilir. Canlı müzik bile var.
Fransa’da artan Müslüman nüfusunun talebini karşılamak için helal et satan bir hindi üreticisinin önünde duruyoruz. Hindi ve tavuk karışımı sosis, hafifçe ızgara edilmiş hindi jambon, hindi bacon tadıyoruz. Olağanüstü.
Bir başka stand’da sedef kaşıklara tepeleme doldurulan havyar başparmak ve işaret parmağı arasındaki kas kabarıklığına konuyor ve oradan yiyoruz. Çok daha iyilerini yemeye alışmış grubumuzdaki Azeri arkadaşımızı tatmin etmiyor, hiç havyar yememişler için Fransız ossetra’sı iyi bir giriş olabilir.🤫