Bahçeli’nin ‘Terörsüz Türkiye’ çerçevesi ve son açıklamalarının şifreleri
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TÜRKGÜN’e verdiği ve üç güne yayılan röportajında, Türkiye’nin yeni güvenlik ve siyaset denklemine aslında tek bir başlık koydu: “Terörsüz Türkiye milli ve tarihi bir hedeftir.”
Bu cümlenin yanına eklediği “Ok yaydan çıkmıştır, gemiler yakılmıştır; taviz, tehir, tereddüt yoktur” vurgusu, hem devletin kararlılığını hem de geri dönüşsüz yeni bir sürecin ilanını ifade ediyor. Öte yandan MHP Lideri Bahçeli’yi uzun yıllar takip etmiş bir gazeteci olarak bu röportajı neden şimdi verdiğini de merak ettim. Önce bunun yanıtı ile başlayayım:
* MHP Lideri, Terörsüz Türkiye Süreci’ni tarihi bir fırsat olarak görüyor. Bunun için de elini taşın altına koydu. Ancak süreç tam da istediği gibi ve hızda gitmiyor. Birinci neden bu.
* İkincisi ise bu süreci bozmayı, baltalamayı, yolda yeni taleplerle saptırmaya çalışanları ve İsrail başta olmak üzere bölgedeki aktörleri açık açık uyardı.
SERT GÜVENLİK SÖYLEMİ İLE KAPSAYICI BİRLİK DİLİ AYNI METİNDE
Söylemi, klasik “terörle mücadele” dilinden farklı. Bahçeli, terörü yalnızca bastırılması gereken bir güvenlik tehdidi olarak değil, tamamen tasfiye edilmesi gereken tarihsel bir sorun olarak kodluyor. Yani artık mesele “şiddetin yönetimi” değil, “şiddetin siyasi alanın dışına çıkarılması”. Bahçeli “Terörsüz Türkiye” kavramıyla, devletin güvenlik diskurunu yeni bir hegemonik çerçeveye oturtuyor:
* Röportajın en çarpıcı yanı, sert güvenlik dilinin yan yana yürüdüğü, kapsayıcı birlik mesajları. Bir tarafta, “kararlılığımız aşınmaz ve tartışılmaz” diyen, al-ver pazarlığına kapıyı tamamen kapatan bir Bahçeli var. Diğer tarafta ise “Kürt kardeşlerim” ifadesini özellikle öne çıkaran, dağa çıkmış ama suça karışmamış gençlere “aileleriyle kucaklaşma” çağrısı yapan bir lider görüyoruz.
* Bu iki dil birbiriyle çelişkili değil; tam tersine, Bahçeli’nin kurmak istediği yeni zeminin iki ayağı:
* Devlete karşı silahın meşruiyeti tamamen reddediliyor.
* Toplum içindeki kırılmalar, “kardeşlik” ve “ortak kader” söylemiyle yumuşatılmak isteniyor.
* Bu, MHP’nin tarihinde çok sık görmediğimiz kadar “kapsayıcı ama kırmızı çizgileri sert” bir denge.