Özetle, Devlet Bahçeli TÜRKGÜN röportajında, “süreç” kelimesini telaffuz etmeden, Türkiye’nin yeni bir sürecinin tarifini yapıyor. Adını “Terörsüz Türkiye” koyuyor; ona tarihsel bir anlam yüklüyor; eleştiriyi kriminalize eden bir güvenlik diliyle çerçeveliyor; fakat aynı anda toplumun farklı kesimlerini kucaklamaya çalışan bir birlik anlatısı da kuruyor. Bu, hem MHP’nin kendi tarihsel dönüşümünü, hem de başarıya ulaşması durumunda Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki dönemde anlatacağı büyük hikâyeyi gösteriyor. Eğer bu hikâye gerçekten sahada karşılığını bulur, terörün silahlı kapasitesi kalıcı biçimde tasfiye edilir, hukuki–siyasi reformlar toplumsal adalet duygusunu güçlendirirse, Bahçeli’nin “milli ve tarihi hedef” diye tarif ettiği “Terörsüz Türkiye” gerçekten yeni bir sayfa olabilir.
Ama bu yolun üzerinde, demokrasi, şeffaflık ve hukuk devleti başlıklarının nasıl yönetileceği; süreci sadece güvenlik bürokrasisinin diliyle mi, yoksa toplumun tamamının katıldığı daha çoğulcu bir dille mi yürüteceğimiz sorusu hâlâ önümüzde duruyor. İşte tam da bu nedenle, Bahçeli’nin röportajını sadece “bir liderin çıkışı” olarak değil, devlet aklının kendisini yeniden anlatma denemesi olarak okumakta fayda var.🤨