Kadınlara;
1930’da, Muhtar Seçme Ve Köy Heyetlerine Katılma
1934’ te de, Seçme ve Seçilme
Hakkı tanındı.
Mustafa Kemal Atatürk’ ün, 5 Aralık 1934’te Seçim Kanunu’ nda değişiklik yaparak kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasını sağlaması, kadınların toplumsal hayatın her alanında aktif olarak yer almasının önünü açmış oldu. 5 Aralık tarihi de, zamanla, “Dünya Kadın Hakları Günü” olarak anılmaya başlandı ve kadınların eğitim, sağlık, iş yaşamı ve siyasetteki haklarının güçlendirilmesi için bir sembol haline geldi.
Atatürk devrimlerinin en önemlilerinden biri de hiç kuşkusuz kadınlara tanınan seçme ve seçilme hakkı idi. Bu hakkın tanınmasından sonra, 8 Şubat 1935’te ilk kez milletvekilliği seçimlerine katılan Türk kadınları, parlamentoda 17 sandalye kazandı. O dönemin koşulları göz önüne alındığında, oldukça önemli bir başarıydı bu. 1936’da boşalan milletvekillikleri için yapılan ara seçimde; Hatice Özgener, Çankırı’ dan milletvekili seçildi. Böylece TBMM’ nin 5. Dönemi’ nde, Meclis’ te 18 kadın parlamenter görev yapmış oldu.
Türkiye’ de kadınlara siyasal hakların tanınması, dünya genelindeki kadın hareketlerine kıyasla öncü bir adım olmuştu. Türkiye’ nin ardından birçok ülke, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı. Fransa, bu hakkı 1944’te kadınlara sunarken, Japonya 1945’te kadınların oy kullanma hakkını tanıdı. İtalya’ da kadınlar 1946’da seçme ve seçilme hakkına kavuştu. Yunanistan, 1952’de bu hakkı tanırken, İsviçre’ de kadınlar 1971’e kadar beklemek zorunda kaldılar. Bu tarihsel süreç, kadınların eşitlik mücadelesinin her ülkede farklı koşullarda ve zamanlarda nasıl zorluklarla kazanıldığının göstergesi….
1934 yılından günümüze kadar, Türk Kadınları; eğitimden sağlığa, yasama - yürütme ve yargıdan iş dünyasına, siyasetten ekonomiye, sanattan spora kadar hayatın her alanında başarıyla görev aldılar ve almaya da devam ediyorlar.
1945’te Birleşmiş Milletler’ in kuruluşuyla birlikte, kadın hakları, uluslararası bir mesele haline geldi. 1979’da kabul edilen, Türkiye’ nin de tarafı olduğu, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (The Committee on the Elimination of Discrimination against Women - CEDAW), kadın haklarını hukukî temelde koruyan önemli bir adım oldu.
Kadın hakları, adalet ve eşitliğin temelini oluşturuyor Ancak bu haklar, tarih boyunca; cinsiyet temelli ayrımcılığa karşı mücadeleyle kazanılmış bulunuyor. Eğitim, seçme-seçilme, şiddetten korunma ve eşit ücret gibi haklar yalnızca bireylerin değil, devletlerin de sorumluluğunda. Kadın hakları, aslında, toplumsal refah ve sürdürülebilir gelişim için bir gereklilik…🤫