Bir başka sürpriz ise İzmir’den geldi. Sonunda iki yıldızlı bir restoranımız daha oldu; Vino Locale. Şef Ozan Kumbasar’ın mutfağı, Ege teruarını Tayland’dan Japonya’ya uzanan ince dokunuşlarla buluşturuyor; yerellik merkezde kalırken dünya mutfaklarının zarif nüansları tabaklara ustalıkla işleniyor. Şehrin hemen dışında, doğanın tam ortasında konumlanan restoran, bulunduğu toprağa ait olma hissini güçlü bir şekilde yansıtmasının ödülünü İzmir’in ilk Türkiye’nin Turk Fatih Tutak’tan sonra ikinci iki Michelin yıldızlı restoranı ilan edilmesiyle almış oldu. Ozan Şefin eşi Seray Kumbasar da geçtiğimiz yıl en iyi sommelier ödülünü almıştı.
UNUTULMUŞ TARİFLER YENİDEN CANLANDI
Bu yıl üç farklı şehirden üç yeni restoran ilk Michelin Yıldızını alarak, Türkiye mutfağının farklı coğrafyalarda ne kadar güçlü ve özgün seslere sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Kapadokya’nın ilk yıldızını alan Revithia, neredeyse unutulmuş tarifleri bugünün dokusuyla yeniden canlandıran bir mutfak dili sunuyor. Kayakapı bölgesinde yer alan restoran, sütte kuzu, fermente tahıllar ve tarhana gibi bölge hafızasına köklenen tarifleri Şef Duran Özdemir’in canlı ve derinlikli vizyonuyla modern bir hikâyeye dönüştürüyor. Burası yalnızca bir restoran değil, adeta bölgenin toprak belleğini yeniden seslendiren bir mutfak sahnesi. İstanbul’daki Araf, Kenan ve Pınar Korgan Çetinkaya çiftinin ateşin başında ördüğü minimal ama çarpıcı bir evren. Küçük tezgâh restoranın cesur doğası; ürüne saygıyı, teknik ustalığı ve Türk lezzetlerinin en saf hâlini öne çıkarıyor. Bodrum’daki Mezra Yalıkavak ise, Şef Serhat Doğramacı’nın koruma altındaki Türk ürünlerini ve ata tekniklerini taşıyan güçlü bir mutfak mirası sunuyor. Bu üç yeni yıldızla birlikte Türkiye’de Bir Michelin Yıldızlı restoran sayısı 15’e yükselmiş oldu.