GEÇMİŞLE GELECEK ARASINDA KÖPRÜ
Bu yıl Tavsiye Edilenler listesine 38 yeni restoran eklenmesiyle toplam sayı 115 oldu. Müfettişlerin en çok etkilendiği unsur ise yalnızca tabaklar değil, Türkiye’nin misafirperverliği olduğunun altını özellikle çizmeleri hoş bir detaydı. Türkiye gastronomisi son yıllarda yalnızca gelişmekle kalmadı; dünyaya kendini yeniden anlattığı bir dönemece girdi. Yüzyıllar boyunca kültürlerin, göçlerin, ritüellerin biriktirdiği mutfak hafızası bugün yeni bir dille yorumlanıyor. Bu dönüşümün en görünür sahnelerinden biri ise hiç şüphesiz Michelin Rehberi’nin Türkiye’ye adım atması oldu. İstanbul’la başlayan bu yolculuk İzmir, Muğla ve Kapadokya’ya doğru genişlerken, aslında dünya gastronomisinin merceği Türkiye’nin lezzet haritası üzerinde yeniden odaklanıyor.
İstanbul’un kozmopolit enerjisi, İzmir’in teruar bilinci, Bodrum’un dönüşen kıyıları ve Kapadokya’nın zamansız mutfak mirası... Hepsi aynı tabloyu güçlendiriyor: Türkiye artık uluslararası gastronomi sahnesinde kendi sesi, kendi ritmi ve kendi özgün kimliğiyle duruyor. Ve Gwendhal’ın dediği gibi “Türkiye gastronomisinin yükselişi artık bir trend değil; bir gerçeklik. Türkiye mutfağı bugün, geçmişle gelecek arasında kurduğu güçlü köprü sayesinde dünyanın dikkatini çekiyor. Yaratıcı şefler, üreticiyle kurulan bağ, yerellik odağı, sürdürülebilirlik bilinci ve cesur bir mutfak dili... Ve şefler burada geleneğin koruyucusu gibi çalışıyor.”