Sofraların hayatımızdaki anlamı...
İletişimci arkadaşım Müge Sevil arayıp seni “Sofralar Sergisi”ni hayata geçiren Meltem Tepeler’le tanıştırmak istiyorum dediğinde hiç düşünmeden ‘evet’ dedim. Bu ilginç rastlantıydı benim açımdan çünkü bir süredir sofraların, bir masa etrafında toplanıp yemek yemenin anlamının özellikle ülkemizde nasıl bir dönüşüm geçirdiği üzerine düşünüyordum.
Diziler, filmler her ne kadar kurmaca da olsa ait olduğu kültürlerin yansımasıdır çoğu zaman. Son dönemde izlediğim yerli dizilerde aile üyeleri ya da arkadaşlar bir sofra etrafında buluştuğunda çoğunlukla müzikten bakışlara gerilimli bir ortam tablosu çiziliyor.
Ve o sofra kısa sürede ya kavga alanına ya da en iyi ihtimalle birbirlerini iğneleyen insanların parodisine dönüşüyor. Sofra bir çatışma mekânı olarak temsil ediliyor.
Eğer sofranın rolü çatışma değilse, fakirliği ya da görkemli zenginliği vurgulamanın aracı oluyor.
Kısacası popüler kültürümüzde sofralar maalesef ki genelde olumsuzluğun taşıyıcısı olarak kullanılıyor.
Oysa sofranın önemli olduğu bir başka kültürde, mesela İtalyan filmlerinde çoğunlukla mutluluk anları tasvir edilir, sofra etrafında güzel anılar paylaşılır. Sofra ve yemekler başroldedir.
Ama neyse ki biz buluşmamızda bunları değil, sofraların birleştirici gücünü ülke turizmine katkılarını konuştuk...