METABOLİZMANIN SESSİZ KURTARICISI
Tam yağlı süt ürünlerinin beklenmedik yararlarının arkasında bazı özel bileşenler bulunuyor. Bunlardan biri, adını ilk kez duyuyor olabileceğiniz ama vücudun çok iyi tanıdığı Palmitoleik Asit (POA).
POA’yı iki şekilde alıyoruz:
- Vücudumuzun kendi üretimi.
- Tam yağlı süt, peynir, yoğurt, makadamia fındığı ve bazı balıklar.
POA sıradan bir yağ asidi değil; adeta metabolizmanın hormon gibi çalışan elçisi. Yağ dokusu yalnızca depolama alanı değildir; aynı zamanda vücuda sinyal gönderen aktif bir organdır. POA bu sinyallerin en önemlilerinden biridir.
POA’yı bir trafik polisi gibi düşünebilirsiniz:
Yağların tehlikeli bölgelerde (karaciğer ve kaslarda) birikmesini engeller, güvenli alanlara yönlendirir.
Araştırmalar POA’nın:
- İnsülin direncini azalttığını,
- Tip 2 diyabet riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğunu,
- Kas ve karaciğer yağlanmasını frenlediğini,
- Kötü kolesterolü düşürüp iyi kolesterolü artırabildiğini,
- İltihabı azalttığını gösteriyor.
Bu etkileri daha net ortaya koymak için kontrollü klinik çalışmalar hâlâ sürüyor.
Eskimolar örneği ise bu konuyu daha da çarpıcı hâle getiriyor. 1970’lerde yapılan araştırmalarda, Eskimoların günlük kalorilerinin yarısından fazlasını yağdan aldıkları ve bizden üç kat fazla POA tükettikleri görülüyordu. Buna rağmen diyabet, kalp hastalığı ve obezite oranları oldukça düşüktü. Ancak Danimarka’ya göç edip Batı tipi beslenmeye geçtiklerinde bu hastalıklar hızla ortaya çıkmaya başladı.
Bu da bize şunu gösteriyor:
Mesele yalnızca ne kadar yağ aldığınız değil; yağın ne şekilde olduğu ve vücuda hangi sinyalleri gönderdiği.