SENE1966 - Tomtom Mahallesi’nde sergi öncesi çekim…
BİR SERÇENİN GÜNEŞLENMESİ SIĞIRCIKLARIN DANSI
Sözen, “İnsanoğlu başlangıcından beri, kaya resimleri çizmeye başladığından beri güzeli arıyor. Güzeli aramaya devam edecek” diyor. Peki güzel nedir? Nerede bulunur? Yanıtı: “Doğa en büyük öğretmen. Doğanın kendisinde büyük bir soyutlama var. Gökyüzünde şekiller oluşturarak uçan sığırcık kuşlarını izleyin; adeta dans ederek gökte süzülüyorlar. Bu bir güzeli arayış... Balkona serçeler, kargalar konuyor. Yemeğini yedikten sonra ağzını siliyor, güneşleniyor, kanadını kaldırıyor, rahatlıyor... Güzeli ancak sezgiyle yakalayabiliyorsunuz; çiçekleri, hayvanları, otları sevmekle... Doğayı bilmeyen bir toplum uygarlık yaratamaz.”
RESİM VE EDEBİYAT EL ELE
Lise yıllarına geldiğinde aile artık İstanbul’da. Sözen, Kabataş Lisesi’ne başlıyor. Resim yeteneğini keşfeden öğretmenleri Sözen’i destekliyor. Edebiyat hayatına şöyle giriyor: “Behçet Necatigil bizim okuldaydı. Sınıf öğretmenim değildi ama her gün beraberdik; edebiyat kolu başkanı bir çömezdim! Sonraları da Necatigil hayat öğretmenim, eşim Zeynep ile nikâh şahidimiz de oldu. Onun teşvikiyle günümüzün ünlü şairleri, yazarları ağabeylerimizi tanıdık: Hilmi Yavuz, Attila İlhan, Orhan Kemal, Demir Özlü, Arif Damar, Şükran Kurdakul, Eray Canberk, Refik Durbaş, Ataol Behramoğlu… Edebiyatın, sanatın vakanüvisi dostum Doğan Hızlan’ın yer aldığı gazete ve dergilerde yazıp çizmeye başladık... Okuldan çıktığımızda tramvayda Behçet Necatigil de olurdu, not defterine küçük şiirler yazardı.”