UYGARLIKLARLA DOĞAYI BİRLEŞTİREN ALAN: SANAT TARİHİ
Ağabeyi Metin Sözen mimarlık okurken Gürol Bey de onun Anadolu gezilerine eşlik ediyor, ağabeyinin hocaları Zühtü Müridoğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Sadi Diren gibi isimlerin Akademi’deki derslerine ‘korsan’ olarak katılıyor, atölyelerine giriyor. Başta Hitit olmak üzere Anadolu uygarlıkları ve doğaya olan düşkünlüğü de eklenince eğitim için sanat tarihi bölümünü tercih ediyor: “Hitit kralının sarayına yakın atölyelerde heykeltıraşlar, ressamlar çalışırken Hurri dilinde şarkı söyleyen koro da yer alırmış. 12 bin yıllık Anadolu uygarlıklarını yazıp çizmem kaçınılmazdı. Şiir ve efsaneler orada. Renk orada. Resim ve heykeltıraşlık ve kent kurma ustalığı orada. Gel de esinlenme ve paylaşma!” Yazarlık kariyerineyse gazeteci olarak başlamış. Onu sergiler takip etmiş. Bunlardan en önemlisi 2008 yılındaki Anadolu Topraklarında Güzeli Arayış Sergisi. Bu serginin simgesi: “Güzel tektir. Sen aynaları çoğaltırsan o da çoğalır...”
“Bu seriyi dünya çocuklarına armağan ettik. Yabancılar kendi uygarlıklarımızı bizden daha iyi biliyorlar. Anadolu çocukları, üstünde yaşadıkları toprakları ve uygarlıkları sevsinler, o dönemin çocuklarıyla bağ kurabilsinler istiyorum. Hitit tarihi hiç bilinmiyor ve öğretilmiyor. Sırada Kapadokya, Midas, Selçuklu ve Osmanlı masalları var. Masallardan beslenmeyen toplumun geleceği olamaz. Çocukların saf yürekleriyle sordukları soruların içinde doğa hep var. Çocuklar doğayla sıcak ve hızlı ilişki kuruyor. Bu ilişki büyüyünce bozuluyor. Çocuklar her güzelliği görüyor.”
KİMLER VAR İDİ, BEN BURADA YOK İKEN…
“Karacaoğlan’ın 17. yüzyılda söylediği söz: ‘Kimler var idi, ben burada yok iken…” Merak, kültür ve sanatın başlangıcı. Şiiri olmayan, doğayla örtüşmeyen, masalları olmayan bir toplumun geleceği olmaz. Güzeli arayan toplumların geleceği var. Mevsimi gelince çiçeğin açtığını gören insanlar güzel duygusunda birleşir. Çağımız vahşi kentleşmenin kötü yanlarını yaşıyor. Gökdelenlere güvercin konmuyor. En büyük öğreti; geçmiş uygarlıklarda var.”