Siyasette gerginlik azalmış, enflasyon hızı düşüyor, faiz büyük olasılıkla düşecek, buna rağmen kırılmayan dirençler nasıl olacak da geçilecek? Daha doğru soru, ‘neden şimdi geçilemedi’. Cevabı yine talep ve para girişlerinin yetersizliği noktasında aramak gerekecek. - Yerli ve yabancı yatırımcı halen hisse senetlerine mesafeli duruyor. BIST100 Endeksi bir hareketlilik kazansa “hareket olan yerde bereket olur” algısıyla ilgi de artabilir.
Uzun süredir faiz ve altın gibi yatırım araçlarında kalmış, iyi gelir elde etmiş yatırımcının borsada kazanırım umudunun yeniden yeşermesi için bir canlanmanın görülmesine ihtiyaç var. “Büyük para haklıdır” diyen eski bir borsacı sözünü hatırlayacak olursak daha fazla para girişi gerekiyor diyebiliriz.
Borsa için gelen yorumlarda sıkça telaffuz edilen ucuz ve primsiz olmasının yanı sıra yıl sonu veya yılbaşı rallisi bekleyenler fazla. O zemin de hazır gibi. Ama borsanın mevcut görünümü
henüz bu beklentilere
cevap vermiş değil.
TCMB faiz kararı sonrası bu görünüm değişebilir mi? Değişmesi gerekir. Ancak son enflasyon verileriyle ilgili fiyatlamaların içinde zaten belli ölçüde faiz indirim beklentisi de var. Borsa İstanbul’da temkinli iyimserlik korunuyor.
YABANCI TAHVİL ALIMINDA ISRARCI
TCMB tarafından açıklanan 28 Kasım ile biten haftaya ait verilere göre; yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde 9 milyon dolarlık satış, tahvil bonoda ise 594 milyon dolarlık alım yaptılar. Yabancı yatırımcılar beş haftadır tahvil bonoda kesintisiz alımdalar. Bu sürede toplam alımları 2 milyar doları geçti. Faizde düşüş beklentileri veya diğer ülkelere nazaran göreceli olarak Türkiye’deki yüksek faizler alımlarını artırmış olabilir. Türkiye halen dünyanın en yüksek faiz veren birkaç ülkesinden biri. Kasım enflasyonu ile gösterge tahvil bonodaki düşüş eğilimi ivme kazandı. Para piyasaları faiz indirimini sermaye piyasalarından daha ciddi fiyatlıyor. Yabancıların hisse senetlerine ilgisi ise zayıf kalmaya devam ediyor.
Türkiye’nin 5 yıllık ülke risk primi (CDS) 2018’den bu yana en düşük seviyelerinde. Geçen hafta 230’un altını test etti. Aynı hafta, yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatında 2.2 milyar dolarlık, TCMB brüt rezervlerinde ise 2.6 milyar dolarlık artış gözlendi. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatındaki artışta yine faizde düşüş etkisini hesaba katmak gerekecek. TCMB rezervlerinde devam eden yükselişle rezerv yeterliliği sağlanmakla birlikte piyasalarda olası dalgalanmalarda güvence işlevi görüyor. Döviz kurlarındaki yükselişlerde TCMB’nin müdahale gücünün olması için rezervler önemli. Döviz kurları enflasyon ile mücadele açısından kritik konumda.
BORSADA DİRENÇLERE DİKKAT
Borsada görülen yükseliş yine dirençlere takıldı Gelen satışlar kontrollü ve destek seviyelerinde alımlarla karşılanıyor. İlk destekler 10.900 ve 10.800 seviyelerinde. 10.800 daha önemli. Sonraki destekler 10.600-10.500 noktalarında bulunuyor. Çıkışın devamı için 11.160-11.200 direnç bandının geçilmesi oldukça önemli. Bu durumda sonraki dirençler 11.550-11.600 seviyelerinde görülüyor. Endekste çıkış hareketi gücünü korumakla birlikte 11.200 seviyesini geçemeyen çıkış denemeleri satışla karşılaşabilir.
ALTIN VE GÜMÜŞ GÜCÜNÜ KORUYOR
Fed’in faiz kararı öncesinde altın ve gümüş ile birlikte emtia fiyatlarında yükseliş hareketleri biraz ivme kaybetse de çıkış trendleri sürüyor. Yılbaşından bu yana oluşan primlere bakıldığında altının ons dolar fiyatında yüzde 61, gram/TL fiyatında yüzde 93, gümüşün ons dolar fiyatında yüzde 100 primler oluşmuş durumda. Sonuç itibarıyla altın ve gümüş, bu yıl yatırımcısını ihya etmiş görünüyor. Altının ons fiyatında 4.381 dolar, iç piyasalardaki gram/TL’de 5.905 zirveleri henüz geçilmedi.
Gümüşte ise 58.97 dolar ile yeni zirve oluştu. Fed faiz kararı sonrası oluşacak fiyatlamaları da görmek yerinde olacak. Dünya Altın Konseyi, küresel ekonomik yavaşlama veya jeopolitik gerilimin kötüleşmesi durumunda altın fiyatlarında yeni bir yükseliş yaşanabileceği görüşünde.