FOTOĞRAF ÇEKMEME VE YAZMAMA İZİN VERİLMEDİ
Hasan Pekmezci durumu savcıya bildirdiğinde bu konuda üniversite dahil, kimseye bilgi verilmemesi, fotoğraf çekilmemesi için kesin bir dille uyarılır. Bunun nedeni, tablonun o günlerin yönetim anlayışı içinde üst kurumlardan istenebileceği kaygısıdır. Bir aydan uzun bir süre her gün askerler tarafından evinden alınıp cezaevine giderek çalışır. 140x140 cm. ölçülerindeki bu eserin korunması da düşünülerek cezaevinin konferans salonunun en üst bölümüne iskele kurularak tablo asılır.
O günün koşulları içinde elinde bulunan bir makine ile tablonun fotoğrafını gizlice çeker ve kayıtlara girebilmesi adına sanat dergisinde yayınlanmak üzere bir yazı hazırlar. Ancak savcılık yayınlamaya da kesinlikle izin vermez. Savcı 1985-86 yılında Yargıtay’a atanınca gidip özel izin alır ve yazı Artist Sanat Dergisi’nin Mart 1986, 2. sayısında yayınlanır.
O yıllarda Kaya Özsezgin ile tabloyu yerinde görmek için birkaç kez müracaat etseler de cezaevi savcılığı benzer kaygılarla gereken izni vermez. Pekmezci iki yıl Çallı’nın bütün portreleri ile diğer Atatürk portrelerini araştırır, inceler, alanının uzmanlarıyla görüşür. Bu tablodan hiç kimsenin bilgisi olmadığını görür. Yıllar sonra fotoğraf sanatçısı Ozan Sağdıç ve oğlu Oğuz Sağdıç kurumda yaptıkları bir çalışma sırasında bu Atatürk portresinin de görselini çekerler ve kendisine ulaştırırlar. Tablonun son görüntüsü ve tek kanıtıdır bu fotoğraf.
Hasan Pekmezci yıllar önce ortaya çıkardığı tablonun artık yerinde olmadığını, işin tuhafı çalışan personelin de tabloyu hiç görmediklerini söylediğini belirtiyor. Tablonun oradan çalındığından kuşkulanan usta sanatçı bir yandan da araştırmaya devam ediyor.
Hasan Pekmezci