Genelkurmay Başkanı’nın Şam’a gitmesi ve temasları SDG’ye ve SDG’yi destekleyen tüm aktörlere uyarı niteliğindeydi. Süreçte;
* Bir yanda Ankara-Şam hattında yoğun bir trafik görülecektir.
* Diğer yanda ise Ankara-Washington hattında görüşmelerin artması bekleniyor. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump ile sadece bu konuyu masaya yatırmak üzere telefon görüşmesi yapması sürpriz olmayacaktır.
* Ankara, ABD’ye “Söz tükendi, gereken baskı yapılsın, sorun çözülsün” mesajı verecek. Bununla birlikte Suriye sahasını karıştırmaya çalışan İsrail ile ilgili eleştirilerini de bir kez daha masaya getirecektir. ABD’nin SDG’ye baskısı sonuç vermezse, hem Şam’ın hem de Ankara’nın kum saatinin son taneciğinin düşmesiyle sahada harekete geçmesi bekleniyor.
TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK DOKTRİNİ
Nereden bakarsak bakalım “Suriye içi egemenlik” ile “Türkiye’nin güvenlik doktrini” kesişmek zorunda.
Şam “üniter devlet” çizgisini kalınlaştırdı,
* Ankara “yabancı ve PKK kadrolar” vurgusuyla kırmızı çizgilerini tazeledi,
* SDG ise “Suriyeliler arası diyalog” çağrısıyla zaman kazanmaya çalıştı.
Bu veriler, önümüzdeki günlerde ya entegrasyonun teknik detaylarına inen, Türkiye’nin hassasiyetlerini içeren bir güvenlik mutabakatının ya da yeni bir askeri operasyonun kapıda olduğunu gösteriyor. Bu iki seçenekten hangisinin hayata geçeceği konusunda ABD’nin sahada yapacağı baskının ve İsrail’e “Dur” demesinin de önemli bir etken olacağının altını çizelim.🤫