FOTOĞRAF TAŞ KESİLİYOR
“Kamil Fırat’ın Kapadokya fotoğraflarına bakıyorum – ve Hector Bianchiotti’nin Octavio Paz’ın, Meksika’lı o büyük şairin şiiri için söylediklerini anımsıyorum: “Paz’ın şiirinde düşün ve müzik örtüşür; imgelerin sesi duyulur onun şiirinde... ”İmgelerin sesi! Evet, ama Kapadokya fotoğraflarında bu sesler, loş bir mağarada, alacakaranlıkta, bir eskizaman tılsım metnini mırıldanan dervişin sesini andırıyor: Ezginin ayırdedildiği, ama anlamın kavranamadığı büyülü sesler gibi...
Kamil Fırat’ın fotoğrafının yazınsal ya da şiirsel tılsımı bu işte: Kışkırtıcı imalar, erotic anıştırmalar, tuhaf ve belirsiz göndermeler!
Fotoğraf metnini böyle bir örüntünün içine yerleştiriyor... Ve Kapadokya’nın kayalarına bakarken, ansızın, sesini duyduğunuz imgenin, bir yontunun imgesi olup olmadığını düşünmeye koyuluyorsunuz.
Kayalar, tılsımlı bir sözle bir yontuya dönüşüyor sanki!
Ve Kamil Fırat’ın Kapadokya’larında fotoğraf, taş kesiliyor!
Taş kesilmek!
Kamil Fırat’ın Kapadokya fotoğraflarında imgelerin sesi, sessizliktir aslında!🤫