CADDE, ÇARŞI PAZAR OLDU
Gayretli ve dürüst Nurettin Hoca’nın döneminde, İstanbul aydınlarının da ricasıyla burada klasik tramvay hattı ihdas edilmişti. Maalesef bugün bu hat, yanlış bir kararla metroya dönüştürüldü. Bu işletme, çevredeki binalara her an zarar verme tehlikesi taşımaktadır. Mühendisler bunu tespit ettiler; fakat nedense kimse kulak asmıyor. Bununla da yetinilmedi; çapaçulluk devam ediyor. Kim olduğu ve neden böyle davrandığı belli olmayan gayrı-İstanbullu bir anlayış buraya da nüfuz etmiştir. Çarşı, pazar almış başını gidiyor. Mese’den başka çarşıya çevirecek cadde mi bulamadınız?
Açılışı 5 Aralık 1755’te yapılan Nuruosmaniye Camii’nin meşhur Yazmalar Kütüphanesi yine bu caddeye yakındır. Yapımına 1749 yılında Sultan I. Mahmud döneminde başlanmış, 1755 yılında Sultan III. Osman devrinde tamamlanmıştır. Osmanlı barok üslubunda inşa edilen yapının mimarı Sinan Kalfa’dır. III. Osman, Nuruosmaniye Kütüphanesi’ne koydurduğu kitaplarla Tanzimat’a kadar sayı bakımından geçilemeyen 18. yüzyılın en zengin kütüphanesini tesis etmiştir. Açılışında 5031 ciltlik bir koleksiyona sahiptir.
Bizim meselemize gelince; fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere devletin tüm imkânlarını kullanarak bu değerli kütüphaneyi restore ettirmesine rağmen altındaki dükkânların pespaye hali herkesin dikkatini çekmektedir. Bunların tazmini mümkün olmuyor mu? Belki tazminata bile ihtiyaç yok. Burası kolay ıslah edilebilecek bir yer değildir; fakat yine de müdahale mümkündür. Tayyip Bey’in en kuvvetli başbakanlık dönemlerinde dahi burada düşünülen ıslahat gerçekleştirilemedi, esnafın tamamı dışarı çıkarılamadı. Arka planda görünen kuvvet sıradan, ufak tefek meblağlar değildir. Ancak burası her şeye rağmen İstanbul’un, devletin, milletin ve belediyenin olmalıdır.
DÖNÜP BURAYA BAKIN
Nuruosmaniye Camii, Osmanlı baroğunun en tipik örneklerindendir. Semavi Eyice’nin bu konuda yazdığı, I. Mahmud döneminde başlayıp üç padişah tarafından tamamlanan külliyeye dair kaleme alınmış nefis metinler İslâm Ansiklopedisi’nde de yer alır. Aynı şekilde İsmail Erünsal üstadın kütüphaneye dair tanıtımı son derece kıymetlidir. Zaten bu iki yazı okunsa, buradaki pespayeliğe kimse cüret edemez, razı da olmazdı. Osmanlı baroğunun en güzel örnekleri ile Osmanlı kütüphaneciliğinin en düzenli ‘public library’ uygulamalarından biri kabul edilen bu medrese ve yapı topluluğunun bulunduğu alanın muhafazası şarttır. Selimiye’nin kubbesiyle uğraşacağınıza, belki dönüp buraya bir bakarsınız. Belki bir şeyler getirmezsiniz de hiç değilse götürülmesine engel olursunuz. 18. asrın hat ve kalem işiyle meşgul olacağınıza, İstanbul’daki kebapçıların vakıf eserlerini nasıl tahrip ettiğini seyretseniz daha gerçekçi bir iş yapmış olursunuz.