PAPA’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ
GEÇTİĞİMİZ günlerde Papa’nın Türkiye gezisinde Ayasofya’ya neden uğramadığı, tarihe nasıl baktığı, İznik’i neden ziyaret ettiği tartışıldı.
Papa görevini yaparak gitti. XIV. Leo’nun, Kardinal XVI. Benedictus (Ratzinger) gibi filozof, yirmi üzerinde lisan kullanabilen bir filolog olmadığını biliyoruz. Zaten böyle bir şey de beklenmiyor. Hıristiyan dünyası için papalar artık farklı nitelikler taşımaktadır. Nitekim ilk defa bir Amerikalı papa olmuştur.
İZNİK’TE SADE BİR TÖREN YAPTI
1700. yıl için İznik’e gelmesi bir görevdi. Hıristiyanlığın akidelerinin resmî biçimde teşekkülü, İmparator Konstantin’in orada topladığı büyük konsille mümkün olmuştur. Bugün kullanılan İncil nüshaları da orada kabul edilmiştir. Daha da ilginci, Hıristiyanlığın “ekânim-i selâse” (teslis) ilkesini şekillendiren konsil de budur; zira Aryanizm orada aforoz edilmiştir. Kuvvetli rivayetlere göre Konstantin’in kendisi de bu mezhebe mensuptu. Savaşçı bir şahsiyet olduğu için vaftizinin ancak ölüm döşeğinde mümkün olduğu söylenmektedir. Bunlar bizi doğrudan ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren husus, İslâmiyet’in onu mümin bir savaşçı, bir imparator olarak tanıması ve kendisine hürmet göstermesidir. Bu sebeple şehrin adı da Konstantiniyye olarak muhafaza edilmiştir.
Papa, İznik’te olması gerektiği şekilde resmî ve kendisinden beklenmeyecek ölçüde sade bir tarzda, Türkiye’deki kiliselerin ruhani liderleriyle bir araya geldi; törenini icra etti ve döndü. İznik’te devlet yoktu, ancak Ankara’da devlet kendisini karşıladı. Akademisyenleriyle, devlet görevlileriyle herkes oradaydı; Külliye’deydi.
Papa, son gün Minguzzi ailesini kabul etti. Baba Andrea’yı takdis etti. Anne Yasemin ise sanırım oldukça rahatsız ve heyecanlıydı. Bu tavır takdire şayan bir duygu ve vazife örneğidir. Patrik Bartholomeos ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Beyrut’a geçmek üzere Türkiye’den ayrıldı.
OLGUN BİR TUTUM SERGİLEDİ
Papa Ayasofya’ya uğramadı. Çünkü bir Katolik ruhani liderden sergilenen bu tutum olgunluktur. En azından kamyon sokmak gibi uygulamalarla mukayese edilemeyecek bir zarafetin ifadesidir. Bununla birlikte Papa’nın bazı konularda Doğu’daki ruhani liderlerden öğreneceği tavırlar vardır. Beyrut’a giderken verdiği son demeç de bunu göstermektedir.
Bir olaydan daha memnun olduk. Bu tamamen bizim kanaatimizdir; hatta yalnızca bizim değil, Hıristiyan dünyasının dışındaki pek çok insanın da paylaştığı bir görüştür. Patrik Bartholomeos adeta asrın barok devirdeki dini liderleri gibidir. Bugün, Batı ve Doğu kiliselerinin eğitim anlayışını, tavırlarını ve görüşlerini bu derece iyi bilip birleştirebilen; düşünce ve çevre felsefesine hizmet eden başka bir ruhani reis görmek mümkün değildir.