Cam gibi parlayan yağ
Gastronomide sıkça ‘sadeleşme’den söz ediyoruz. Koyun yoğurdu ve sadeyağ bize şunu hatırlatıyor: Asıl sadelik, malzemeyi basitleştirmek değil; onu doğru şekilde dönüştürmektir. Göçebe mutfağının bilgeliği tam olarak burada yatar. Yoğurdu yalnızca yoğurt olarak bırakmaz; onu yağ yapar, onu dayanıklı kılar, onu geleceğe taşır. Geleneksel yöntemle ürettikleri sadeyağ için koyun yoğurdunu önce tereyağına dönüştürüp sonrasında içindeki su ve süt katılarını ayrıştırıyorlar. Geriye kalan, berrak, altın renkli, neredeyse cam gibi parlayan bu yağın en önemli özelliği, yüksek dumanlanma noktasına sahip olması.
Urfarm ürünlerine baktığınızda yalnızca bir süt ürünü görmüyorsunuz; bir annenin mutfağında başlayan mutluluk duygusunu, Urfa Ovası’nın iklimini ve yerel üretimin dünya pazarında nasıl anlam bulabileceğini tadıyorsunuz. Belki de bu yüzden hikâyesi yalnızca bir marka başarısı değil; Türkiye’de tarım ve hayvancılığın nasıl değer kazanabileceğine dair güçlü bir örnek. Çünkü bazen en iyi gastronomi hikâyeleri, uzaklarda değil, çocuklukta içilen bir bardak sütün bıraktığı izde saklıdır.