‘Küllerin içinden canım’
Tüm zamanların en çok hasılat getiren filmi ‘Avatar’ın yeni serisindeki son halka olan ‘Ateş ve Kül’de Pandora gezegeninden Na’vi kabilesinin üyesi Sully ailesi, bir kez daha sömürgeci Dünyalılara karşı savaş vermeyi sürdürüyor. Ünlü yönetmen James Cameron’ın imzasını taşıyan yapım, gökyüzünün yanı sıra suüstü ve sualtında geçen aksiyon dolu sahneleriyle yine heyecan verici bir görsellik sunuyor.
Amerika kıtasının kaderine bakıldığında kronolojik açıdan önce güneydeki İnka, Maya ve Aztek uygarlıklarının, sonra da kuzeydeki Kızılderili topluluklarının Avrupa kökenli beyazlar tarafından sömürgeleştirildiği, yok edilme noktasına getirildiği ve zaman içinde azınlıklara dönüştürüldüğü görülür. Bir rüya fabrikası konumundaki Hollywood da tarihe çok uzun bir süre ‘medeni beyazlar’ın (!) gözüyle baktıktan ve özellikle western türünde sürekli yanlı yapımlar ürettikten sonra bir tür özür ve iadei itibar dönemine girmiş ve dengeyi sağlamaya çalışmıştır.
Bu genel çizgilerin dışına taşan elbette çok yapıt vardır ki Kevin Costner’ın ‘Kurtlarla Dans’ı (Dances with Wolves), Terrence Malick’in bizde ‘Yeni Dünya: Amerika’nın Keşfi’ ismiyle gösterime giren ‘The New World’ü ya da bir Kızılderili efsanesinden uyarlanan ‘Pocahontas’ adlı animasyon bu türün örnekleri arasındadır. Bu üç çalışmada da ön planda yerli kadınlarla beyaz erkeklerin aşkını, arka planda zulme uğrayan halkların öykülerini izleriz.
20’nci yüzyıl itibariyle sinema tarihinin gişede en çok izlenen filmi ‘Titanic’e (1997 yapımı, hasılatı 2.264.812.968 dolar) imza atan James Cameron, daha sonra bir suskunluk dönemine girmiş ve 2009’da ‘3D’ şaheseri olarak kabul edilen ‘Avatar’ı çekmişti. Söz konusu yapım görsel açıdan seyircisini bambaşka dünyalara götürse de hikâyesi girişte sıraladığım yapımların yeni bir versiyonuydu. Şöyle ki kendi kaynaklarını tüketen insanlık, uzun boylu, farklı fiziksel görüntülere sahip, masmavi Na’vi kabilesinin yaşadığı, mineral açısından son derece zengin Pandora adlı gezegene (ya da uyduya) göz dikiyor ve burayı kolonileştirmek için askeri güçlerini kullanıyordu. Sömürgeciler safındaki; Pandora’ya ‘Avatar’ denen replikalarla giden ekipten onbaşı Jake Sully süreç içinde Na’vi halkından Neytiri adlı kadına âşık oluyor, saf değiştiriyor, ‘insanlığından vazgeçiyor’ ve geriye dönmüyordu. Bu durum da komutanı Albay Miles Quaritch’i kızdırıyordu.