Amerika’da obezite tıbbı, ayrı bir üst ihtisas yan dalıdır ve özel bir sınava tabidir. Beslenmesinden psikoterapisine, cerrahisinden endoskopik yaklaşımlarına, ilaç kullanımından fizyoterapisine kadar çok kapsamlı bir değerlendirme ve tedavi planı içerir. Bu, yaşam koçunun, sağlık koçunun, komşunun ya da akrabanın yöneteceği bir süreç değildir. Multidisipliner bir ekip gerektirir.
OBEZİTE NEDEN İLAÇLA TEDAVİ EDİLİR
Obezite; yağ dokusunu ve enerji regülasyonunu yöneten mekanizmalardaki bozukluklara bağlı, kronik ve inflamatuar bir hastalıktır. Beyindeki açlık–tokluk merkezleri, tüm organlardan gelen sinyalleri toplayarak şu sorulara cevap verir:
“Ne kadar enerji var? Ne zaman yemek yemeliyim? Aç mıyım, tok muyum? Enerjiyi yakayım mı, depolayayım mı?”
Bunun üzerinde, yeme arama davranışını yöneten hedonik bir bölge daha vardır. Sinirliyken yediren, üzgünken yediren, televizyon izlerken sıkıldığınız için yediren bir sistemdir bu. Varoluş için beyin böyle yaratılmıştır. Ancak kilo vermek, bu sisteme “yok oluş” sinyali gönderir ve birçok geri bildirimle kilonun geri alınmasına yol açar.
Obezite hastalığında bu mekanizmaların birçoğunda bozukluk vardır. Sebepleri günlerce tartışılabilir; ancak bugün sonuçtan bahsedeceğiz.
Örneğin vücuttaki yağ miktarı arttığında, yağ dokusu leptin hormonunu salgılar ve beyne “Depolar dolu, tokluk sinyali ver, enerji harca” mesajını gönderir. Ancak obezitede leptin direnci gelişir. Beyin, depo tamamen dolu olsa bile sanki tamamen boşmuş gibi davranır; metabolizmayı yavaşlatır, vücudu rölantiye alır.