EN UZUN GECEDEN EN UZUN GÜNE
Kavramsal çerçeveyi oluştururken Aristophanes’in Kuşlar adlı komedyası ve Ferîdüddîn Attâr’ın Kuşlar Meclisi olarak bilinen mesnevisi Mantıku’t-Tayr’dan hareketle yola çıkan Bafra, her iki metnin kuşları yalnızca doğanın bir parçası olarak değil; arayışın, eleştirinin, direnişin ve dönüşümün simgeleri olarak ele almasına vurgu yapıyor.
2010’dan bu yana düzenlenen Mardin Bienali, tarihinde ilk kez, bu edisyonuyla birlikte, eski şehrin sınırlarının dışına çıkarak Dara Antik Kenti, Deyrulzafaran Manastırı ve Kızıltepe’yi de sergi mekânı olarak kullanacak.
Çelenk Bafra bienalin kapanışını özellikle 20-21 Haziran’da, yani yaz gündönümünde, yılın en uzun gününde, Dara Antik Kenti’nde yapılacağını belirterek nedenini şöyle açıklıyor:
“Bugün, en kısa günün hemen ardından bu yolculuğu başlatırken; bienali de ışığın yeryüzünde en uzun süre kaldığı günde, açık havada, doğanın içinde tamamlamak istiyoruz. Özellikle Dara’da buluşmalar, performanslar ve doğayla iç içe etkinlikler olacak. Kuşların gökyüzünde daha uzun süre süzüldüğü, gölgelerin yavaşladığı, günün neredeyse bitmek bilmediği bir zamanda... Bienal, bir serginin sona ermesinden çok, bir döngünün tamamlanışı gibi yaşanacak.
Attâr’ın kuşları gibi uzun bir yolculuğun ardından, Aristophanes’in kuşları gibi gökyüzüne bakarak. Ama ayaklarımız hâlâ zeminde.”☺️