İSLAMOFOBİYE KAFA TUTAN BLUESCU
İflah olmaz bir blues dinleyicisiyim.
Meşhur müzik uygulaması, sanırım bu yüzden müzik dinleme yaşımı 72 olarak belirlemiş. İltifat sayarım.
Bizim bozkırın tezenesi büyük sanatçı Neşet Ertaş ile Amerikan bozkırının tezenesi BB King’in benzer hikâyeler anlattığına inanırım.
İkisi de bana aynı yakınlıkta gelir. Ama gitara olan ilgim bağlamaya ağır basar. Bu yüzden algoritmaların pek kavrayamadığı dinleme listemde her daim blues öne çıkar.
Bu müziğin en önemli isimlerinden Chris Rea yaşamını yitirdi.
Rea, kendine has gitar üslubuyla benim ölümsüz müzisyenler listemde çoktan yerini almıştı.
Ülkemizde “Road to Hell” ve “Blue Cafe” gibi şarkılarla tanındı.
İngiltere ve Avrupa’da ise Noel şarkıları arasında milli marş gibi kabul edilen “Driving Home For Christmas” ile meşhur olmuştu. Tam da Noel zamanı vefat etti.
Bana göre Rea’nın en kıymetli şarkılarından biri diğerlerine göre daha az bilinen “Nothing to Fear”dır.
Rea bu şarkıyı Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Körfez Savaşı’yla birlikte dünyada yükselen İslamofobiye karşı yazmıştı.
Radyoda dinlediği bir Müslüman’ın sözlerinden etkilenerek, Neonazi hareketinin alevlendiği Avrupa’dan dünyaya “Korkacak bir şey yok!” diye meydan okuyordu.
Daha sonra verdiği bir söyleşide “Bir zamanlar Ruslardan korktuk. Sonra Çinlilerden korkmamız gerektiği söylendi. Şimdi de sıra Müslümanlara geldi” diyerek dünyanın hali pür melalini anlatıyordu.
Blues şarkılarının ortak özelliği duyguların büyük kısmını gitarın anlatmasıdır.
Rea’nın bu şarkıda kullandığı slide gitar da muazzam bir mistik hava yaratırken farklı dünyalardan insanların o kadar farklı olmadığını notalarla anlatıyordu.
Hiç dinlemediyseniz çok şanslısınız.
Savaştan, kötülükten başka bir şeylerin konuşulmadığı bugünlerde size iyi gelebilir.
Naif bir mesajla kötülüğe meydan okuyan bu büyük müzisyene böyle güzel bir veda yakışır.
Chris Rea