Şimdi iğneyi batırma zamanı-2
İLK bölümde mesleğin belkemiği olması gereken muhabir, fotomuhabiri ve kameramanların durumunu ele almıştık.
Şimdi ikinci bölüme geçiyoruz. Sorulması gereken soru ile başlayacağız; gazetecilikte liyakat, muhabirlikten anchor’lığa, editoryal hiyerarşiden medya sahipliğine kadar nasıl eridi? Ve dünyada bu işler nasıl yürüyor?
ANCHOR VE SPİKER MESELESİ: EN BÜYÜK YANILGI
ABD ve Avrupa’da en temel ayrım şudur: Newsreader/spiker haberi “okuyan”; anchor ise haberi “yöneten” kişidir. Yani anchor sadece “ekran yüzü” değil, yayın aklının da parçasıdır. Bu yüzden CNN/BBC ölçeğinde anchor’lık CV’de “güzel diksiyon” satırıyla değil, yıllar içinde biriken editoryal güven ile verilir. Anchor, yayının editoryal sorumluluğunu taşır. Kriz anında yayını yönetir, doğrulanmamış bilgiyi durdurur, gerekirse kendi kanalını yavaşlatır. Onlara danışılmadan konuk belirlenmez. Anchor, konuklarını tanıtımdan öğrenmez; ABD’de büyük kanallarda (CNN, NBC, ABC, CBS) nasıl anchor olunacağı bir kurala bağlanmıştır: Önce muhabirlik, sonra stüdyo–saha hibrit rolleri, ardından “fill-in anchor” (yedek sunucu), en son prime-time anchor’ı olunur. Kurumlar bunu bir tür “risk yönetimi” gibi görür; kriz anında yayını taşıyamayacak birine ana masa teslim edilmez.
- Avrupa ayağındaki en net kurallardan biri ise şudur: Sunucu/anchor yorum yapabilir ama program türü, denge kuralları dışına çıkarak “parti savunuculuğu” yapamaz.
- CNN’de, BBC’de, Al Jazeera’da anchor’lar yıllarca sahada çalışmış, editörlük yapmış, hata yapmış ve o hatanın bedelini ödemiş insanlardır.
- Türkiye’de ise anchor’lık uzun zamandır başka bir yere savruldu. Öncelikle sahada çalışmış, editörlük yapmış yani muhabirlikten anchor’lığa gelmiş meslektaş sayımız çok az. Bunun yerine televizyon kanalları dünyada büyük kanallarda çok tercih edilmeyen spikerlik yöntemini tercih ediyorlar. Onların arasında okuyan, kendini yetiştiren başarılı isimler de var. Konumuz bu isimler değil.
- Konumuz son dönemdeki operasyonlardan yola çıkarak mesleği tuhaf hale getirenler. Spikerlik ne yazık ki görünürlükle, estetikle, düzgün diksiyonla tanımlanır hale geldi. Oysa güzel olmak, düzgün konuşmak hiçbir yerde tek başına yeterli değildir.
Yurtdışında elbette ekranda “görünüm standardı” vardır; ama ana mantık “seksapel” değil, ciddiyet ve dikkat dağıtmamadır. Haber sunan kadınlar ya da erkekler “çekici olmak” zorunda değildir; inandırıcı olmak zorundadır. Batı ekranında ‘dikkat çekmek’ değil, ‘dikkat dağıtmamak’ profesyonelliktir.
- Anchor/spiker pozisyonu bizde çoğu zaman “görünürlük ödülü”ne döndüğünde editoryal sorumluluk boşalıyor; boşalan yere de ya patronaj ya klikler ya da ‘görüntü ekonomisi’ oturuyor. Bu, sadece kadınlara haksızlık değil; izleyiciye de haksızlık.😐