VEKALET YAYINLARI VE YAZILARI
İster muhalefet ister iktidar kanadına yakın medya kuruluşu olsun ne yazık ki hepimiz çizgiyi aştık.
- ABD’de, Avrupa’da bir gazeteci ekrana çıkıp bir partinin sözcüsü gibi konuşamaz. Yorum yapar ama mesafesini korur. Türkiye’de ise bu sınır neredeyse tamamen silinmiş durumda. Gazeteciler siyasi aktör gibi konuşuyor. Bu, hem gazeteciliğe hem siyasete zarar veriyor.
- Televizyon kanallarında partisinin görüşünü anlatması gereken siyasetçiler tartışma programlarına genel olarak ya çıkmıyor ya da çağrılmıyor. Onların yerine vekalet yayınlarını ne yazık ki gazeteciler yapıyor. Hal böyle olunca da gazeteci siyasi parti sözcüsüne dönüyor.
- Buradan çağrım tartışma programlarına artık işin gerçek sahipleri yani siyasiler çıksın. Gazeteciler de o partinin, bu partinin gazetecisi diye etiketlenmesin. Onların işi doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek haber yapmaktır.
- Köşe yazarlığı yurtdışında her gün yapılan bir iş değildir. Köşe yazarlığı muhabirin haberini yazmak değildir. Köşe yazarı görüşlerini anlatır, perde arkası bilgileri yorumlar. Haliyle bunun her gün yapılması pek mümkün değildir.
Kimse gazetecilik mesleğinin geldiği noktada masum ve günahsız değil. Ancak yerlerimize gelecek yeni nesillere temiz bir başlangıç bırakmak zorundayız. Asıl mesele sistemdir. Muhabirliğin tanımı kaybolduysa, anchor’lık boşaldıysa, editoryal hiyerarşi çöktüyse, medya sahipliği şeffaf değilse sistem çökmüş demektir. İğneyi kendimize batırmadan bu meslek iyileşmez.
MEDYANIN PHAETHON’LARI
Yunan mitolojisinde Phaethon, Güneş Tanrısı Helios’un oğludur. Babasına yalvararak, dünyayı aydınlatan o kudretli “Güneş Arabası”nı bir günlüğüne kullanmak ister. Helios uyarır: “Bu güç senin harcın değil, atları kontrol edemezsin.” Ama Phaethon kibrine yenik düşer, direksiyona geçer. Sonuç felakettir; atları (gücü) kontrol edemez, arabayı dünyaya çok yaklaştırıp her yeri yakıp kavurur ve sonunda kendisi de yıldırımla vurularak yere çakılır. Medyanın Phaethon’ları olmayalım.