ASIL SAVAŞ GEÇ KALMADAN BAŞLAMAKTADIR
Rahim ağzı kanseri genellikle erken evrede belirti vermez. Bu nedenle sessiz ilerleyebilir. Ancak bazı kadınlarda cinsel ilişki sonrası kanama, adet dışı lekelenme, kötü kokulu akıntı gibi belirtiler görülebilir. Bu tür şikâyetler asla ihmal edilmemeli ve bir kadın doğum uzmanına başvurulmalıdır. Kanserin ileri evrelerinde pelvik ağrı, bel ağrısı ve bacaklara vuran ağrılar da görülebilir. Ne yazık ki bu aşamalarda tedavi daha zorlu hale gelir. Tedavi yöntemi ise tanının konduğu evreye bağlı olarak değişkenlik gösterir. Erken evrede yakalanan hastalarda, rahim ağzındaki hasarlı bölgenin çıkarılması yeterli olabilirken, ileri evrelerde radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi yöntemler bir arada uygulanabilir. Burada en önemli nokta şudur; erken teşhis edilen rahim ağzı kanseri neredeyse tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır. Dolayısıyla asıl savaş, geç kalmadan başlamaktadır.
BU BİLİNCİ YAYMAK HEPİMİZİN SORUMLULUĞU
Kadınların kendi bedenleriyle olan ilişkileri ne kadar güçlü olursa, sağlıklı kalma şansları da o kadar artar. Belki de en zor olanı, gündelik hayatın yoğunluğunda kendine vakit ayırmayı hatırlamak. Ancak şunu unutmamak gerekir; her tarama bir adım daha uzun yaşama, her kontrol bir ihtimali daha önleme gücüdür. Bu yüzden “bir şeyim yok” demek yerine “emin olmak istiyorum” demek, bazen hayat kurtarır. Sizlere önerim, yaşınız ne olursa olsun, rutin jinekolojik kontrollerinizi aksatmamanız, HPV aşısı konusunda bilgi edinmeniz ve gerektiğinde uzman görüşü almaktan çekinmemenizdir. Çünkü rahim ağzı kanseri, fark edilmediğinde sinsice ilerleyen ama fark edildiğinde çaresiz olmayan bir hastalıktır. Sağlıklı bir hayatın temelinde bilgi, farkındalık ve önlem yatar. Bu bilinci yaymak hepimizin sorumluluğu. Unutmayın, kendi sağlığınız için attığınız her adım, sevdiklerinize de ilham olur.🤫