YAŞAMDA İZ YA DA İS BIRAKIRSINIZ
SALİM Kadıbeşegil, itibar yönetimini Türkiye’de en iyi temsil eden insanlardan biridir.
Benim akil insanımdır.
Onunla buluştuğumuzda hayatın anlamını ararız.
Günün sonunda birbirimize sorarız.
“İz mi bırakacağız, yoksa is mi?”
Kadıbeşegil’in bu soruyu tartıştığımız sohbetlerimizden biri, bir kitaba dönüştü. Kitabın adı.
“Yaşamda İZ ya da İS Bırakırsınız.”
Ve bana kalırsa, bu sadece bir başlık değil, aynı zamanda herkesin kendisine sorması gereken bir hayat sorusu.
İz bırakmak, bu dünyadan geçerken ardımızda bir fark yaratmaktır. “Benim hayatım kimin için nasıl bir fark yarattı?” diye soran bir kişinin vereceği cevapta saklıdır iz bırakmak.
Ama ya is bırakmak?
İşte orada hepimizin kendimize sormamız gereken sorular var.
İs bırakmak, bir anlamda bu dünyada bir leke bırakmaktır. Kadıbeşegil, bu farkı ortaya koyarken kitabında bizi sorgulatan bir format kullanmış. Sorular sormuş, cevaplar vermiş, bizi de cevaplarımızı yazmaya davet etmiş.
Hayatımız kimin için bir fark yaratıyor?
Kadıbeşegil’in “iz bırakmak” üzerine konuşmalarından birinde şu soruyu duymuştum:
“Hayatımızda sahip olduğumuz imkanlarla gerçekten dünyayı daha iyi bir yer haline getirebiliyor muyuz?”
Bu soru, aslında hepimizin vicdanına dokunan bir soru. Çünkü dünyayı daha iyi hale getirmek için bireysel olarak yapabileceğimiz şeyler var. Küçük ya da büyük...
Kadıbeşegil, iz bırakmanın temelinde vicdan, adalet ve kanaat duygularının yattığını söylüyor. Yani iz bırakmak, sadece yaptığımız işlerde değil, yaşadığımız hayatın özünde saklı bir mesele.
Kitapta en çarpıcı bölümlerden biri ise is bırakanların “tarihsel çöplüğü” üzerine.
Bazen bir kitap, bazen bir sohbet, bazen de bir dost size doğru soruları sormayı öğretir. Salim Kadıbeşegil benim için o dostlardan biridir. Ve onun bu kitabı, sadece okurlarına değil, bu dünyada iz bırakmayı düşünen herkese ışık tutacak bir rehber gibi...