Özünü bozmadan yükseltmek
Çırağan Palace Kempinski’de açılan Rüya’da masaya gelen trüflü suböreği tanıdık bir yemeğin nasıl yeni bir dile çevrilebileceğini anlatıyordu. Hamur katmanları hâlâ suböreği kadar yumuşak, peynir hâlâ merkezde ama trüf, bu hafızayı bastırmadan lezzeti derinleştiriyor. Ne fazla iddialı ne de çekingen. Umut Özkanca’nın yurtdışında fark ettiği o eksik algı -Türk mutfağının kebap ve dönerle sınırlanması- burada sessizce ama çok net bir cevap buluyor. Rüya’nın yaptığı şey füzyon değil; DNA’sına sadık bir mutfağı çağdaş bir anlatıyla yeniden kurmak. Mantı, simit-havyar ya da isli patlıcan gibi tabaklarda da aynı yaklaşım var.
En anlamlı tabak
Kopenhag, Jordnær’de yediğim yemek lezzetin ötesinde bir hayat hikâyesi taşıdığı için bu yıl aklımda kalan en anlamlı deneyimlerden biri oldu. Masaya gelen kerevit bulyonu, bir yemekten çok bir itiraf gibiydi. Eric Vildgaard’ın mutfağı teknik ustalıktan önce duyguyla konuşuyor. O çatlak kâsede sunulan bulyon tabağı için Eric kendini anlattığını söylüyor; kâse onun kırık geçmişi, saatler süren zahmetli hazırlık yıllarca verdiği mücadele, berrak ama derin lezzetse bugün kurduğu hayat.
Kültürel adanmışlık
Dubai, Tresind Studio bir mutfağın köklerine sadık kalarak nasıl evrensel bir dile çevrilebileceğini ve gastronominin güçlü bir kültürel temsil aracına dönüşebileceğini en berrak haliyle gösterdiği için 2025’te aklımda kalanlardandı. Tresind Studio dünyanın ilk ve halen tek 3 Michelin yıldızlı Hint restoranı. Burası, modern gastronomi diliyle yazılmış güçlü bir kültürel çeviri. Burada Hindistan’ı dinliyor, anlıyor ve onunla bağ kuruyorsunuz. Şef Himanshu Saini, ülkesini baharat klişelerinden kurtarıp coğrafyası, iklimi ve hafızasıyla tabağa taşıyor.