Bakan Kurum ile Tarihi Uzun Çarşı’da, Kunduracılar Çarşısı’nda, yeni Hatay’ın kurulduğu Dikmece’de, ‘dünyanın aydınlatılan ilk caddesi’ olarak bilinen Kurtuluş Caddesi’nde beraber yürüdük. Hatay, bugün asrın inşa seferberliğinin merkezlerinden biri. Kent genelinde bugüne kadar 98 bin konut ve iş yeri hak sahiplerine teslim edilmiş. Ay sonuna kadar bu sayı 153 bine ulaşacak. Deprem bölgesinde saatte 23, günde 550 konut üretiliyor. Kurum bu tabloyu anlatırken önemli bir noktaya işaret ediyor.
“Bu sadece bir inşaat süreci değil. Bu, dünyada benzeri olmayan bir yeniden ayağa kalkma iradesidir.”
6 Şubat depreminde ağır hasar alan Habib-i Neccar Camisi restore edildi.
ERDOĞAN KATILACAK
Hatay’da bugün çok sembolik bir ana tanıklık edilecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 455 bininci konutun anahtarı hak sahibine teslim edilecek. Aynı gün Malatya’da 10 bin konut daha sahiplerini bulacak. Böylece depremden etkilenen 11 ilde, büyük yıkımın ardından başlayan sürecin en kritik eşiği aşılmış olacak.
Kurum, Hatay’daki çalışmaları anlatırken sadece betonarme yapıları saymıyor.
Kumlu’da Türkiye’nin ilk kırsal uydu kenti kurulmuş durumda. Antakya Dikmece’de 14 bin 500 konutun inşasında sona gelinmiş. Altyapı, yollar, sosyal alanlar ve tarihi yapıların restorasyonu eş zamanlı ilerliyor.
TOHUM FİLMİ ASLINDA ÇOK ŞEYİ ANLATIYOR
Bakan Kurum şöyle konuşuyor. “Bu ülke tarihinde görmediği bir felaket yaşadı. Ama yaralarını da en kısa sürede sardı. Bunu da milletimizle omuz omuza vererek başardık.”
Paylaşılan “Tohum” filmi gözümün önüne geliyor.
“Ektiğimiz tohumlar yuvaya döndü, açtığımız kapılarda umutlar yeşerdi. 11 şehri ilmek ilmek dokuduk, çiçek gibi kentleri yeniden kurduk” diyor Bakan Kurum.
Hatay; yavaş yavaş kendine geliyor.
Korkularını geride bırakmaya, geleceğe umutla bakmaya çalışıyor. Acı hala burada ama artık yalnız değil. Yanında dayanışma var, emek var, yeniden başlama iradesi var.
Hatay bugün, ayağa kalkmanın ne demek olduğunu yeniden tanımlıyor.
Ve insana şunu düşündürüyor. Böylesine büyük bir yıkımın ardından, bu kadar kısa sürede yeniden ayağa kalkabilmek ancak güçlü bir devletin, kararlı bir organizasyonun ve millet, devlet birlikteliğinin mümkün kıldığı bir şey.
Hatay’ın sokaklarında yürürken hissedilen tam olarak bu.
Acının içinden filizlenen, sessiz ama inatçı bir umut.