Almanya ve Danimarka’da gönüllülük esasına göre, Polonya’da ise bazı suçlar için zorunlu olarak kullanılıyor.
Yine ABD’de farklı eyaletlerde zorunlu veya gönüllü olarak uygulanıyor.
İngiltere de birkaç ay önce dört cezaevinde cinsel suçlulara gönüllük esasına göre kimyasal baskılayıcı ilaç vermeye başladı.
Şimdi bu uygulama ülke çapındaki 20 cezaevinde genişletilecek. 6 bin 500 cinsel suçlu bu tedavinin ardından erken tahliye edilecek.
İngiliz Hükümeti bir yandan kimyasal hadımın cinsel suçlara ilişkin zorunlu hale getirilmesini de tartışıyor.
Tabii buna tepkiler muhtelif.
Muhalefetteki Muhafazakâr Parti, “Sapıkları sokaklara salacaksınız” diye hükümeti eleştiriyor.
Tıp dünyasından ise uygulamanın zorunlu hale getirilmesine ilişkin tepkiler var.
Ciddi yan etkileri olabilen ilaç tedavisinin kişinin rızası dışında uygulanmasının doktorlar açısından ahlaki olmayacağını söylüyorlar.
Bazı doktorlar, “Zorunlu olursa biz tedaviyi uygulamayız” diyor.
Tabii İngiltere’de pek çok tartışmada olduğu gibi bu tartışmanın da tarihi kökenleri var.
Kimyasal hadım uygulaması 1950’li yıllarda eşcinselliğin suç olduğu İngiltere’de yaygın bir ceza yöntemi olarak kullanılıyordu. Bu bakımdan uygulamanın geçmişe dayanan kötü bir şöhreti de var.
Ünlü matematikçi ve günümüz bilgisayar teknolojilerinin mucidi sayılan Alan Turing bu uygulamanın en bilinen tarihi kurbanlarından biri.
1952 yılında eşcinsellik suçlamasıyla hüküm giyen Turing hapis cezası yerine kimyasal hadım tedavisini kabul etmiş ancak iki yıl sonra siyanür zehirlenmesinden hayatını kaybetmişti.
Öldüğünde baş ucunda ısırılmış siyanürlü bir elma bırakmıştı.
Yıllar sonra Steve Jobs’un Apple’ın meşhur ısırılmış elma logosunu Turing’e ithafen çizdiği iddia edildi.
İngiliz hükümeti Turing’in ölümünden tam 55 yıl sonra resmi bir özür yayımladı. Kraliçe Elizabeth de 2013’te Turing’e iadeyi itibarda bulundu.😒