Gişe rekorları kıran filmlerin yapımcısı Muzaffer Yıldırım… Bizi batmaktan Tom Barrack kurtardı
Yılın son söyleşisi için Nulook Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Yıldırım ile beraberiz… Yıldırım, 2000’li yıllardan itibaren şehir hayatının pek çok alanında imzası bulunan bir isim; spor salonları, sinemalar, gece kulüpleri, restoranlar, oteller… 2014’ten beri onu yapımcı olarak da tanıyoruz.En son filmi ‘Yan Yana’ gösterime girdiği günden itibaren gişe rekorları kırıyor; altı haftada iki milyon izleyici rakamını aştı. Yıldırım’dan hem kendi yaşam hikâyesini dinledik hem geçen yılın kültür sanat muhasebesini yapıp önümüzdeki dönemin trendlerini öğrendik…
PEK çok şapkası var; spor adamı, yönetici, girişimci, yapımcı… 2000’lerden itibaren başta İstanbul olmak üzere şehir hayatının kültür ve sosyal alanlarında imzası bulunan bir isimle, Nulook Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Yıldırım ile beraberiz. Onu MARS sinemalarının kurucusu olarak tanıdık, yarattığı MAC spor salonları Türkiye’nin her yerine ‘gym’ kültürünü yaygınlaştırdı. Bugünlerdeki baş meşgaleleriyse yine kurucusu olduğu konsept oteller grubu The Stay ve 2014 yılından beri kendini adeta adadığı film yapımcılığı… Altında imzası olan yapımlardan bazıları; Lohusa, Çok Aşk, Eltilerin Savaşı… En son vizyona giren ‘Yan Yana’ filmiyse üç milyona yakın izleyici sayısıyla son altı haftadır gişe rekorları kırıyor. Peki kimdir Muzaffer Yıldırım? Elini attığı her işte başarılı olmanın sırrı nedir? Hiç mi zor zaman yaşamamış? Bu zamanlarda nasıl ayakta kalmış?
BOŞNAK BİR AİLENİN FATİH’TE DOĞAN ÇOCUĞU
Muzaffer Yıldırım, Boşnak bir ailenin çocuğu olarak 1962 yılında İstanbul’da dünyaya geliyor. Anne ve babası dönemin Yugoslavya’sında doğmuş. Babası, İkinci Dünya Savaşı boyunca ‘partizan gerilla’ olarak Sırplara ve Almanlara karşı savaşmış. 1950’lerden sonra üç çocuklarıyla Saraybosna’dan ayrılıp Türkiye’ye geliyor ve Fatih’e yerleşiyorlar. ‘Haniç’ olan soyadlarını ‘Yıldırım’ olarak değiştiriyorlar. Muzaffer Bey, ailenin Türkiye’de doktorların iknası sayesinde ‘kazayla doğan’ çocuğu oluyor… Baba, İETT’de memur olarak çalışıyor. Anne hiç Türkçe bilmediğinden evde Boşnakça konuşuluyor. Öyle ki Muzaffer Bey okuldaki ilk yıllarında aksanlı Türkçe konuşuyor.
BABAMA BENİ ÇALIŞTIRIYOR DİYE KIZARDIM
Anarşi yıllarına denk gelen çocukluğu sokaklarda futbol ve basketbol oynayarak geçiyor. Bu sayede politik gerginlikten uzak kalmayı başarıyor. Aslında pek boş vakti de olmuyor zira babası 12 yaşından itibaren onu çalıştırıyor… Yıldırım, “Ekonomik olarak orta halliden daha aşağıydık. Babam hiçbir şeyin eksikliğini yaşatmadı ama ona kızardım çünkü 12 yaşımda beni çırak olarak işe verdi. Fatih’te erkek takım elbiseleri satan bir dükkânda çay getirip, yerleri siliyordum. 15-16 yaşıma geldiğimde cankurtaran yardımcısı olarak çalıştım. Babama çok kızardım çünkü hafta sonları ve ara tatillerde tüm arkadaşlarım sokakta oyun oynarken ben çalışmak zorundaydım. Yıllar geçtikten sonra şimdi onu minnetle anıyorum çünkü bu bana erken yaşta hayatın ve para kazanmanın ne kadar zor olduğunu öğretti. Beni kavanoz içinde büyütmedi. Hiç durmadan çalışmak genetiğimin parçası oldu.”