SENE 1982 - ‘İzzet Öz’ün aerobik programından’
SABAH SPOR AKŞAM MEKÂN
Yıldırım, “Vakko’da sunumu, zarafeti; Phillip Morris’te mekânları, global marka stratejilerini öğrendim” diye devam ediyor: “Üç yılın sonunda Alarko’dan Etiler Hillside kulübünün işletmesi için teklif aldım. Büyük şirketten yarı maaşla spor sektörüne dönünce annem bana küstü. Dünyada spor kulüpleri büyüyordu ve ben herkesin bir gün spor yapmak isteyeceğine inanıyordum. Spor salonuna maddi destek için Paşa gece kulübünü açtık. 3. haftasında her gün üç bin kişinin geldiği çok özel bir yer oldu. İstanbul gece hayatında üç önemli isim vardı: Celal Çapa, Ahmet Çapa ve Metin Fadıllıoğlu. Biz bağımsız bir grup olarak ortaya çıktık. Dükkân içinde dükkân konsepti yarattık.”
SİNEMANIN YENİDEN YÜKSELİŞİ
Yıldırım 10 yıl da Hillside’da çalışıyor. İş hayatında 20 yılı geride bırakıp emekliliği düşünürken: “Sinemada gelecek olduğunu düşünüyordum. Alarko bu işe girmek istemeyince ayrıldım. 2001 yılında arkadaşım Menderes Utku’yla bir araya geldik.” Sinemanın geleceği olduğu fikrine nasıl ikna olmuştu? Yıldırım: “Hem spor hem sinemanın geleceği olduğunu yurtdışı seyahatlerde görüyordum. Menderes’le borç harç içinde ilk sinemayı 2002’de açtık. O zamanlar yıllık izleyici sayısı 14-15 milyondu. 1990’larda erotik filmlerle sinema sektörü sekteye uğramıştı. Türkiye’de Eşkıya, Her Şey Çok Güzel Olacak ve Ağır Roman filmleriyle sektör yeniden hareketlendi. Yabancı filmlerde Hayalet, James Bondlar, Şeytan da çok iyi gişe yapıyordu. Sinemayı desteklemek için bir de gece kulübü açtık; Nupera. Oradan kazandığımız parayı sinemaya yatırdık.”
ABD’DEN GELEN CAN SİMİDİ
İşler hep mi iyi gitti? Yıldırım, “Hayır, iki kere battık!” diye yanıtlıyor: “İki sinemamız kapandı, maaş ödeyemedik. İş Bankası yatırım fonu, batık şirketin yüzde 65’ini aldı. Sonra Amerikalı bir özel yatırım fonu, ‘Colony Capital’ bizle ilgilendi. Bu fonun sahibi, bugün ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olan Tom Barrack’tı! Şirket temsilcisine sinema ve spor salonlarıyla ilgili fikirlerimizi anlattık. Son aşamada özel uçağıyla İstanbul’a geldi. Boğaz’da yemek yedik. Bizi sevdi, yapacaklarımıza inandı ve şirkete 25 milyon dolar koydu. Üç sene sonra bizden 75 milyon dolar para kazandı! Ondan aldığımız fonla spor salonu yatırımlarımızı yapabildik.”😒