Tom Barrack
LİMİTSİZ HAYATIN TADI YOK
Sinema ve spor salonu işi 2016’da Koreli gruba satıldı: “Altı ay çalışmadım. Sonra anladım ki ben ürettiğimde mutluyum. Limitsiz zamanın da tatilin de tadı yok. 2014’ten beri film yapımcılığı var. The Stay Otelleri ile turizm, DasDas ile sanattayız, Kite sörf okulu, Mobilet... İnsanları mutlu eden şeyler yapmayı seviyorum.”
Muzaffer Yıldırım - Zeynep Bilgehan
FİLM ÇOK İZLENDİ ÇÜNKÜ TÜRKİYE’DE SAMİMİYET ÖZLENDİ
Yıldırım, ‘Sinema bitiyor mu?’ tartışmalarında “Sinema bitmez, bitmeyecek” tarafının hararetli bir savunucusu. Son filminin başarısını da buna örnek gösteriyor. Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit’in başrolünü paylaştığı ‘Yan Yana’ filmi Roman bir genç bakıcı ile varlıklı, engelli bir adamın ilişkisini anlatıyor. Yıldırım, “İyi film olunca izleyici sinemaya gidiyor” diyor. Peki izleyici bu filmi neden sevdi? Yıldırım, “Evrensel bir konu. Senaryosu iyi yazıldı. Haluk Bilginerciler ve Feyyaz Yiğitciler bir araya geldi. Film izleyiciye ‘Senin çevrende ne kadar gerçek insan var’ı sorgulatıyor” diye yanıtlıyor: “Türkiye’de gerçeklik ve samimiyet artık çok özlenilen bir şey. Herkes çok politik, herkes zamanı kurtarmak peşinde… Benim gençliğimde vefa ve samimiyet en önemli şeydi.”
GENÇLER HAYATI YAŞAMIYOR
Buradan yola çıkarak gençlikle ilgili bir tespiti de var: “Yeni kuşak iki saniye sonra ilgisini değiştiriyor. Beğenmedin değiştir! Mutluluğun ne olduğunu çözememiş bir gençlik var. Muazzam tüketiyorlar ve mutlu değiller. Sadık değiller. Bir mekâna orayı yaşamak için değil, sadece Instagram’a koymak için gidiyorlar. Herkes sosyal medyada ‘Çok eğleniyor, çok geziyoruz’ rekabetiyle hep başkaları için yaşıyorlar. Bu beni üzüyor. Dünyadaki en büyük pişmanlık ‘Neden başkaları için yaşadım’ mutsuzluğu…” Peki hayat nasıl yaşanmalıdır? Yıldırım: “Benim için ‘Ne kadar zenginsin?’ sorusunun cevabı ‘Hobilerin kadar zenginsin.’ Hayata sıkılmamak, mutlu olmak, heyecanlanmak için geliyorsun. Dünyada hobisi olmayan ve parasıyla ölen zavallı insanlar görüyorum…”
SADECE A PLANIM VARDIR
Zor zamanda yatırımcı gelmeseydi ne olurdu? Cevabı: “Fatih’te sokakta sert bir çocukluk geçirdim. Vazgeçmeyen, rekabetçi bir yapım var. Hiç, ‘Bu kötü gidiyor başka şeye bakalım’ demedim. İnandığım işleri gene yapardım. Bende ‘B planı’ yoktur. Hep ‘A planı’nda kalmaya çalışırım çünkü B planı yaparsan hemen ‘B’ye geçersin. Şimdi herkes ‘Bu olmadı öbürünü yapayım’ diyor. A planından ancak A’dan iyisi olursa vazgeçerim.
YER VE AMBİYANS ÖNEMLİDİR
Başarılı konseptin sırrı nedir? Yanıtı: “Yer ve ambiyans mühendisliği; ses, ışık, ergonometri. İçinde kalmayacağım oteli, yemek yemeyeceğim lokantayı yapmam. Göçmen, Türkçe bilmeyen ebeveynle büyüyünce eksiklikleri tamamlama içgüdüsü gelişti. Hiç para için çalışmadım, hep daha iyisini yapıp fark yaratmayı istedim.”
2026’DA SİNEMAYI NELER BEKLİYOR
Kendisinden 2025 muhasebesi ve 2026 beklentilerini de alalım: “Geçen iki sene tüm endüstriler açısından zordu. 2026 yazından sonra daha olumlu bir Türkiye görüyorum. İyi film olunca insanlar sinemaya gidiyor ve bu iş para kazandırıyor. Platformlar sinemayı yenmeyecek, içerik üreticisi sinema hep olacak; sinemanın geleceği de IMAX olacak. Gupse’yle (Özay) yaptığımız Gupi animasyonu haftalardır çok izleniyor, yeni yıl için dört yeni film geliyor. Yılmaz Erdoğan’ın, Ata Demirer’in, Gülse Birsel’in de yeni filmleriyle bu yıl Türk sinemasının yükseliş yılı olacak. Sinemada yapay zekâ da gerçek oyuncunun yerini alamaz. Samimiyeti olmayan kahraman filmleri izlense de gerçek sinema el yazısıyla, gerçek insanların yazdığı senaryo ve gerçek oyuncuyla olur. İnsanlar daha fazla sağlığıyla ilgilenecek, çünkü tıp farkındalığı çok arttı. Turizmde içinde restoranı, eğlencesi olan bağımsız, konsept otel gruplarının yükseleceğini düşünüyorum.”😐