Gerçekten hazır hissetmeden asla yönetmenlik yapmazdım
Oscar ödüllü oyuncu Kate Winslet ile Los Angeles’ta bir araya geldik. Unutulmaz performanslarıyla sinemaya iz bırakan ünlü yıldızın ilk kez yönetmen koltuğuna oturduğu “Goodbye June” filmi 24 Aralık’ta dijital platformda izleyiciyle buluştu. Senaryosunu Winslet’ın oğlu Joe Anders’ın kaleme aldığı, başrolünde Oscar’lı oyuncu Helen Mirren’ın yer aldığı film birbirinden uzaklaşmış dört kardeşin, hasta anneleri June’un Noel’den önce kendi ölüm sürecini planlamasıyla yeniden bir araya gelmesini anlatıyor. Kameranın arkasında da tutkusunu ortaya koyan Kate Winslet ile film hakkında samimi bir sohbet gerçekleştirdik.
İlk kez yönetmen koltuğuna oturdunuz. Neden bu projeyi seçtiniz?
- Son 10 yılda şunu fark ettim; birlikte çalıştığım bazı yönetmenlerin ekip arkadaşları zaman zaman “Bir yönetmen gibi düşünüyorsun. Sen ne zaman yöneteceksin?” diye sorardı. Sanırım bu durumun farkında bile değildim. Oyuncu olarak teknik bir zihnim var. Bunun yanında oyuncularla empati ve bağ kurma yeteneğim, sette neler olup bittiğine dair farkındalığım var. Keza yıllar içinde sette canlı bir ortam yaratıp herkesi parçası haline getirmeyi öğrendim.
O yüzden “Goodbye June” ortaya çıktığında kendimi ne kadar hazır hissettiğime şaşırdım. Kibirli ya da kendini beğenmiş gibi anlaşılmak istemem ama hayatımda hiçbir şeyi yarım yapmadım. Yapım böyle.
Dolayısıyla gerçekten hazır hissetmeden asla yönetmenlik yapmazdım. Sete gidip korkmuş hissetmek ya da oyuncuları destekleyememek korkunç olurdu. Filmin hikâyesi hem komik, hem detaylı hem de iz bırakan türdendi. Oyuncuların kendilerini desteklenmiş, korunmuş ve gerçekten dinlenmiş hissettikleri bir ortam olması gerekiyordu. Bunu yapmaya hazır olduğumu hissettim.🙄