OĞLUMUN BUNU YAPACAK CESARETİ GÖSTERMESİ BENİ ŞAŞIRTTI
- Kameranın diğer tarafında sizi en çok şaşırtan ne oldu?
- Yıllar içinde film ekipleriyle kurduğum güzel ilişkiler için ne kadar minnettar olduğumu fark etmek... Bütçesi küçük bir film çekiyorsanız, ki bizimki öyleydi, sadece 35 günde çekim yapıyorsanız, üstelik başrol oyuncunuz Helen Mirren bu 35 günün yalnızca 16 gününde yanınızdaysa... Helen bir işten gelmişti ve başka bir projeye gidecekti. Böyle bir durumda hızlı toparlanmak, ileriye dönük düşünmek ve iyi hazırlanmak için gerçekten iyi niyete yaslanmanız gerekiyor.
- Oğlunuzun yazdığı senaryoyu filme çektiniz. İlk okuduğunuzda ne hissettiniz?
- Oğlumun bir şeyler yazmış olmasına şaşırmadım, çünkü hep yazardı. Şiirde çok yetenekliydi. Okuldayken tiyatro oyunlarına yaratıcı katkılar yapmıştı. Ayrıca oyunculuk yapmaya da başlamıştı, küçük de olsa bazı işlerde yer almıştı. Londra’da yazarlık okumak istedi, okula kabul edildi. Beni şaşırtan şey, bunu yapacak cesareti göstermesiydi. Çünkü çok mütevazı biri ve kendi yeteneği konusunda oldukça güvensiz.
2017’de annem vefat ettiğinde o daha gençti. Ailemizin dünyanın dört bir yanından bir araya gelişini çok net hatırlıyor. Büyükannesiyle çok özel bir ilişkisi vardı. Hikâyenin ilham verici duygusal arka planı buydu. Bundan yola çıkarak kurgusal bir aile yarattı. İlk okuduğumda ne kadar iyi olduğuna gerçekten çok şaşırdım, itiraf etmeliyim. “Bunu film yapacağız” dedim. “Hayır anne, o kadar da değil. Bu sadece okul ödevim” dedi. Ben ise “Hayır, bu bir film olabilir. Yapımcılığını üstlenmek ve kız kardeşlerden birini de ben oynamak isterim” dedim. O noktada yönetmenlik yapmayı hiç düşünmüyordum.
Oğlumun sürecin içinde kalmasını da istedim. Genelde işi bir yönetmene verdiğinizde, film artık onundur, bu doğru olan şeydir. Yazar geri çekilir. Ama ben bunu istemedim. Oğlumun fikirlerini seviyorum. Çok zeki bir çocuk, sinemayı çok seviyor. Harikaydı. Her şeye büyük bir hevesle atladı.😒