İkinci ‘makul ol’ vakası… Trump’ı kışkırtamadılar
Trump, Erdoğan’ın ne kadar iyi bir dost olduğundan, Türkiye’nin ne kadar mükemmel bir ortak olduğundan dem vurdu.
Bir de sonda Netanyahu’ya dönüp lafını soktu: “Benim için Erdoğan harika, seni bilemem Bibi.”
Görüşme sonrası basın toplantısı daha da kötü geçti Netanyahu için.
E tabi... İsrailli gazeteciler “görev aşkıyla” Trump’ı Türkiye konusunda sıkıştırmaya devam etmeliydi.
Başka bir İsrailli gazeteci kalktı...
“Erdoğan Netanyahu’ya Hitler diyor, İsrail’e Nazi diyor. Ne diyorsunuz?” dedi.
Trump oralı bile olmadı. Oltaya gelmedi.
Hem dostum dedi, hem saygı duyuyorum dedi, hem de en önemlisi “Bibi de saygı duyuyor” dedi.
Bakmayın... Onun Türkçesi aslında “saygı duyacaksın” demekti.
“Sonuna kadar Erdoğan’layım” diyerek de kapağın üzerini sıkıca kapattı.
Bitmedi...
Netanyahu’ya Suriye sorulunca sözünü kesip yine Erdoğan’dan bahsetti.
Hem Şara’yı yedirmedi hem de Esad’dan kurtulabildiysek bunun mimarı Erdoğan’dır diyerek çizgiyi çekti.
“Bibi de buna katılıyor” dedi ama... Ne Türkçesi? Sen de Erdoğan’ın başarısını seve seve kabul edeceksin.
Dersini hâlâ almayan İsrailli gazeteciler bir de şansını F-35 konusunda denedi.
Trump toplantıyı bitirmiş, salondan çıkmak üzereydi.
Dayanamayıp sordular... “Türkiye’ye F-35 verecek misiniz?”
Trump da verdi cevabını... “Ciddi düşünüyoruz. Merak etmeyin. F-35’lerle size saldırmayacaklar. Bibi de sorun yapmayacak.”
Ne desem...
Türkiye ve Suriye konusunda -en azından kameralar önünde- Netanyahu için olabilecek en kötü tablo ortaya çıktı.
Trump kışkırtmalara gelmedi. Zokayı yutmadı. Sonuna kadar Erdoğan’layım diyerek raconu kesti.
Bir nevi ikinci “makul ol” vakası.
Bu kadar anlattım anlatmasına ama şu olaylar silsilesinden ne gaza gelmek ne de zafer konvoyuna çıkmak isterim.
Pazar günü ne yazmıştım?
Gazze, Suriye ve F-35 konularında yeni yılda Trump’tan bir şeyler bekliyorum artık.
Yoksa bu güzel lafların bir manası kalmayacak.
Ama şimdilik...
Ne oldu Netanyahu yol çekiyordun Florida’ya?