Bardot yaka bluzlar, omuzları açıkta bırakmasıyla cesur bir görünüm sunarak, o dönemde özgürlüğü simgeliyordu. Bardot bu bluzları kıyasla umursamaz bir şekilde giyinmiş gibi taşırken, şıklık arayışından uzak bir stil benimsiyordu. Saç modeli olarak tercih ettiği “lahan turşusu”, geleneksel stilleri daha rahat bir hale getirerek dikkat çekici ama özensiz bir estetik oluşturdu.
Bikini, 1946'da Fransız tasarımcı Louis Reard tarafından tasarlanmış ve 1952'de Brigitte Bardot'un "Manina, Bikinili Kız" filminde giymesiyle popülerleşmiştir. Bu mayo, başlangıçta marjinal bir parça iken, zamanla plaj modasının merkezine oturmuştur. Bardot'un duruşu, bikininin sadece bir moda unsuru değil, rahatlık ve cesaret sembolü haline gelmesine katkıda bulunmuştur. Leopar deseni de Bardot ile anlam kazanmış; doğallığı ifade eden bir özellik olarak öne çıkmıştır. 1960'ların Paris'inde sokaklar podyuma dönüşmüştür.
Bardot'nun balerin geçmişi, onun zarafetini ve beden farkındalığını şekillendiren temel unsurlardan biridir. Bale eğitiminin etkisi, onun rahat duruşu ve hareketlerinde kendini gösterirken, "Sindrealla" modeli gibi zamansız tasarımlar gündelik hayata entegre olmuştur. Sinemayı 39 yaşında bırakmasının ardından, Bardot’un bıraktığı iz, içgüdüsel ve özür dilemeyen bir kadınlık hali olarak tanımlanmaktadır. Hafta sonu ruhunu yansıtan detaylarda, basit ama çarpıcı unsurların ardındaki derinliğe dikkat çekilmektedir.