BAKIR YAKINDAN TAKİP EDİLMELİ
Jeopolitik gelişmeleri hariç tutsak dahi, parlak geçen 2025 yılının ardından bu yıl da kıymetli metaller hep takipte olacak. Japonya hariç küresel ölçekte düşük faiz ortamının sürecek olması, jeopolitik risklerin gündemden düşmemesi, dolar ve ABD tahvillerine olan güvenin azalmasına bağlı olarak altın, gümüş, platin ve paladyum gibi emtialara ilgi devam edebilir. Bu yıl bunlara bakırın da eklenmesi olası görülüyor. Görünen o ki yatırımcılar kâğıtlar yerine reel varlıklara daha fazla ilgi gösterecek gibi. Bu algı önümüzdeki aylarda değişir mi, yeniden dolar ve ABD tahvili öne çıkar mı? Bu olasılığı da çok yabana atmayıp bir kenarda tutmak lazım. Zira halen dünya ticaretinin ve dış borçlanmaların yarısı dolar üzerinden gerçekleşiyor. Aynı şekilde merkez bankaları rezervlerinin yarısından fazlası halen yine ABD doları ve tahvillerinden oluşuyor. ABD doları ve tahvillerine bir güven kaybı ve ilgi azalımı olsa da bu yapı kısa sürede kolay kolay değişemez. Yerini alacak bir başka finansal varlık henüz ciddiyet kazanmış değil.
Diğer taraftan küresel borsalardaki yükselişin gücünü ekonomik büyümelerden daha çok faizlerdeki düşüşten alması, önemli bir detay. Gümüş fiyatlarındaki aşırı yükselişe bağlı olarak enerjide onun yerine bakırın ikame edileceği algısı henüz çok güç kazanmış görülmüyor. Endüstriyel bir ürün olmasının yanında altın, gümüş başta olmak üzere emtiaları piyasalar güvenli limanlar olarak görüyor.
Petrol fiyatlarında ise düşüş eğilimi sürüyor. Jeopolitik gelişmelere bağlı olarak tepki çıkışları olsa da arz fazlası, zayıf talep fiyatlaması korunuyor. Önümüzdeki hafta piyasalarda jeopolitik gerginliklerin yanı sıra veri akışı yoğun olacak. 6 Ocak’ta Almanya, 7 Ocak Euro bölgesi, 9 Ocak Çin enflasyon verileri (TÜFE), yine 9 Ocak’ta ABD tarım dışı istihdam verileri açıklanacak.