Her an nöbetteler
Derneğin ağırlık verdiği diğer alansa farkındalık ve iletişim kampanyaları. Bunların başında her sene 25 Kasım’da Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde düzenledikleri ‘Nöbetteyiz’ eylemi geliyor. Burada farklı sektörlerden önde gelen erkek figürler (kanaat önderleri, iş dünyası yöneticileri, sanatçılar, sporcular vs.) bir meydanda toplanarak kadına karşı şiddete dikkat çekiyorlar.
Bu yıl Beşiktaş’taki Levent Parkı’nda düzenlenen etkinlikte her yıl olduğu gibi dev bir ekrana Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun hazırladığı, o yıl kadın cinayetlerinde can veren kadınların isimleri yansıtılmış. “Kadın cinayetleri erkeklerin sorumluluğu olduğu için çözümünde kesinlikle erkeklerin olması gerekiyor” diyor Yanındayız Derneği Yönetim Kurulu Başkanı.
Her yıl düzenledikleri bir diğer organizasyonsa ‘Kadın Erkek Eşittir Nokta’ konferansı. Bu yıl altıncısı hayata geçirilen konferansa
700 kişi katılmış. Konuşmacıların yüzde 70’inin erkek ve bu erkeklerin hepsinin de Türkiye’nin tanıdığı önde gelen figürler olması, toplumda her katmandan erkeğin ilgisini çekmesi açısından çok önemli.
‘Erkekleri katmadan olmaz’
“Bugün Türkiye’de 500’den fazla kadın hakları üzerine çalışan dernek var. Hepsi çok değerli ama hepsi de kadınların güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapıyor. Sadece kadınlar üzerinde çalışmak maalesef artık katma değer yaratmıyor. Biz, erkeklerin zihinsel dönüşümü olmadan tüm çabaların nafile olduğuna inandığımız için tamamen erkeklerle çalışıyoruz” diyerek önemli bir noktaya temas ediyor Selen Okay Akçalı.
Vurguladığı bir diğer önemli konu da feminizm meselesi. “Toplumsal cinsiyet eşitliğini, kadın haklarını savunmak; kadınların üstünlüğünü savunmakla karıştırılıyor çoğu zaman. Oysaki biz kadınla erkeğin eşit olması gerektiğini vurguluyoruz” diyor.
Maalesef benzer bir şekilde kadın-erkek eşitliği konusunda da ciddi bir kafa karışıklığı hâkim. “Biz kadınla erkeğin haklarının eşitliğinden bahsediyoruz. Yani kadın ve erkek elbette eş değiller, farklılar. Tabii ki erkekler fiziksel olarak daha güçlüler, kadınlar doğurganlık gibi farklı özelliklere sahipler” derken; “Kadın-erkek eşit değiller ve olamazlar” diyenlerin aslında “Kadın-erkek eş değiller” demek istediklerini söylüyor.
Son bir not da benden: Erkek egemen dünyada var olabilmek için kadınlığını bir kenara bırakmak ve ‘erkekleşmek’ zorunda kalan birçok kadın görüyoruz. Özellikle de iş dünyasında… O yüzden her fırsatta kadınlara kendi doğalarından kaynaklanan muazzam güçlerini hatırlatmalı ve asıl bir kadın olarak var olduklarında özgüçlerine kavuştuklarını anımsatmalıyız.