Venezuela nüfusu 28 milyon kişiydi, sekiz milyon kişi ülkeden kaçtı, şu anda Venezuela’da 20 milyon kişi yaşıyor.
Suudi Arabistan’ın bile 265 milyar varil petrol rezervi varken, Venezuela’nın 300 milyar varil petrol rezervi var. Varilini şu anki fiyatlarla 60 dolardan hesapla bak ne çıkıyor... Venezuela halkının en az Kanadalılar kadar, en az Norveçliler kadar refah olması gerekiyor.
Venezuela’da başkanlık sistemi var. Ama... ABD’deki başkanlık sistemi gibi değil, meclis veya devlet kurumları tarafından dengelenen, Fransa’daki gibi yarı başkanlık sistemi değil, çakma bir başkanlık sistemi var.
1998 yılıydı, Hugo Chavez başkan seçildi, yoksul ve cahil ahali çok seviyordu, çünkü, gıda kolisi dağıtıyordu, millete ait olan parayı kendi iktidarı için sebil gibi kullanıyordu, açlıktan nefesi kokan halkın
“kurtarıcısı”
olarak görülüyordu, sosyal demokrasi kavramını idrak edemeyen tahta kafalı bazı arkadaşlar tarafından
“devrimci”
diye alkışlanıyordu.
Şak... Anayasayı değiştirdi, devletin yönetim şeklini değiştirdi.
Artık onu sevip sevmemelerinin önemi yoktu, çünkü artık onu başkanlıktan indirmek hukuken mümkün değildi.
Muhalefeti susturdu, basını susturdu, iş dünyasını sustalı maymuna çevirdi. Bu baskılar yüzünden bir milyondan fazla kişi ülkeden kaçtı. Bunca insan Venezuela’dan kaçarken, Chaves ne yapıyordu, sosyal medyadan kendisini takip eden üç milyonuncu takipçisine ev hediye ediyordu.
Gel zaman git zaman, hastalandı, kansere yakalandı, ağır durumdaydı, kendisinin yerine halefi olarak başkan yardımcısı Maduro’yu seçti, başkanlığa dair tüm yetkilerini Maduro’ya devretti.
Maduro aslında otobüs şoförüydü, lise mezunu deniyordu ama, olmadığı da söyleniyordu, devlete dair herhangi bir konuda liyakat sahibi değildi, şoför olarak sendikaya girmişti, sendikacılığı merdiven olarak kullanmıştı, tırmana tırmana Chavez’in sağkolu olmuştu.
Chavez’e sordular,
“liyakattan bu kadar uzak birinin koskoca devlete başkan olması normal mi?”
Chavez cevap verdi,
“neden olmasın, iktidar halkındır, elitler ve seçkinciler istemese de otobüs şoförü ülkeye gayet güzel başkan olur”
dedi.
Gıda kolisiyle bağımlı hale getirilen cahil cühela pek memnundu,
“vatandaşa tepeden bakan elitler kıskanıyor”
diyorlardı.
İşte bunlar konuşulurken, Chavez öldü, Maduro geçici başkan oldu.
2013’te yeni başkanı seçmek üzere seçim yapıldı. Başkanlık imkanlarını sonuna kadar kullanan Maduro, yüzde 50.6 oyla kılpayı kazandı.
Seçimde şaibe olduğunu, oyların çalındığını elbette herkes biliyordu ama, itirazlar işe yaramadı, çünkü, yüksek seçim kurulu ve yüksek yargı, komple Maduro’nun kontrolündeydi.
“Ben kazandım”
dedi, seçim bitti.
Seçim böyle bitti ama, toplum karpuz gibi ikiye bölündü, protesto gösterileri başladı, halka ateş açıldı, evet, bu şimdi mağdur zannedilen Maduro, kendi halkına ateş açtırdı, polis araçlarıyla insanları ezdiler, öldürdüler, muhalefet lideri Harvard mezunuydu, şak diye tutuklandı, hapse atıldı.
Maduro tarafından tarihte görülmemiş bir yasa tasarısı hazırlandı,
“başkanlığını kabul etmeyenlere konuşma yasağı”
getirmek istedi, Venezuela meclisi bu yasayı kabul etti iyi mi... Muhalefete kanunen konuşma yasağı getirildi.
Bununla yetinmedi, başkanlık yetkilerini daha da arttıran, kendisini her konuda tek yetkili yapan yasalar çıkarttı. Mesela, petrol ve madenler konusunda meclise sormadan karar verme yetkisini kendisine aldı!
★
Korkutarak veya satın alarak, yandaş medya oluşturdu. Maduro dışında hiçbir şey yazmamaya başladılar, 24 saat kesintisiz Maduro’yu anlatıyorlardı. Bağımsız medyayı komple susturdu, yayınlarını beğenmediği televizyon kanallarını kablolu kanaldan bile çıkardı attı.
Avanta gıda kolisine yüklendi, milyonlarca kişiye düzenli olarak gıda kolisi dağıtıyordu, ama, ülke liyakatsiz kadrolar tarafından yönetildiği için, et, un, şeker, pirinç, süt gibi temel gıda maddeleri karaborsaya düştü, ekmek için bile kuyruk vardı, hadi bakalım başkanlık bünyesinde komisyon kurdu, karaborsanın sebebini araştırın dedi, yalaka komisyon araştırdı, ne buldular biliyor musunuz,
“halkımızın yüzde 95’i günde dört beş öğün yemek yiyor, bu kadar çok yedikleri için temel gıda maddelerinde sıkıntı yaşanıyor”
sonucunu buldular, evet, karaborsanın sebebi Venezuela halkının çok yemesiydi yani, başkanın kusuru yoktu, hiç utanmadan bunu yayınladılar.
İki yıl geçti, 2015 oldu, parlamento seçimi yapıldı, Maduro her türlü katakulliyi yaptı ama, hezimete uğramaktan kurtulamadı, muhalefet ezici çoğunlukla kazandı, muhalefet parlamentoyu kazanmıştı ama, başkan hala Maduro’ydu, ordu, polis, yargı, heeepsi onun elindeydi, bakanlar kurulunu hala o kuruyordu.
Meclis çoğunluğunu ele geçiren muhalefet partileri, 2019’da yapılması gereken başkanlık seçimlerini öne çekmek için, erken seçim talebinde bulundu, yok öyle tabii, Maduro reddetti.
Bunun üzerine, yine muhalefet tarafından, erken seçime gidilmesi konusunda referandum yapılması için anayasal süreç başlatıldı, anayasaya göre, referanduma gidilmesi için seçmenin yüzde 20’sinden imza toplanması gerekiyordu, altı milyon imza toplandı, fazla fazla yetiyordu, ama nafile, Maduro’nun emrindeki yüksek seçim kurulu, imzaları kabul etmedi, referandum meferandum yapamazsınız dedi, anayasa dediğin artık Maduro’ydu.
Bunun üzerine, muhalefet bir başka yol aradı, meclisten, Maduro’nun başkanlıktan azledilmesini talep eden karar çıkarıldı, gel gör ki, tüm üyeleri Maduro tarafından seçilen Anayasa Mahkemesi bu kararı da reddetti, meclisin anayasaya aykırı olduğu açıklandı!
Bunlar yetmezmiş gibi, Aragua eyaletinin valisini, kendisine başkan yardımcısı yaptı, kimdi bu arkadaş, bildiğin uyuşturucu baronuydu.
Netice?
Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olması gereken Venezuela’nın ekonomisi, bu kadar liyakatsiz, bu kadar hukuksuz şekilde yönetilince, allak bullak oldu, enflasyon yüzde 100 bine fırladı, yanlış okumadınız, yüzde 100 değil, yüzde 100 bine fırladı, demeye kalmadı, yüzde 500 bine fırladı, demeye kalmadı, enflasyon yüzde bir milyonu aştı.
Venezuela’da asgari ücret ne kadardı biliyor musunuz, bir doların altındaydı, inanılması gerçekten güçtü ama, insanlar bir ay boyunca çalışıyor, asgari ücret olarak kazandıkları maaş bir dolar bile etmiyordu!
Maduro devalüasyonla eriyen banknotları tedavülden kaldırıp, yerine yenilerini sürmek istedi, para basmak için bile para bulamadı.
İnsanlar günde sekiz saat çalışıyorlar, kazandıkları parayla bir tek yumurta bile alamıyorlardı, tartıyorlardı, bir rulo tuvalet kağıdı almak için gerekli olan para, o bir rulo tuvalet kağıdından daha ağır geliyordu, bir tek tavuk satın alabilmek için üç ay çalışmak gerekiyordu.
Venezuela parası işe yaramadığı için takasla alışveriş yapılıyordu, mesela saç tıraşı oluyordun, berbere domates ödüyordun.
Ahaliye açlıktan ölmesinler diye avanta gıda kolisi dağıtılıyordu ama, bu avanta gıda kolilerinden alabilmen için iktidar partisine gidip
“kimlik”
alman gerekiyordu, yaşamak istiyorsan Maduro’yu desteklemek zorundaydın.
Sekiz milyon kişi ülkeden kaçtı.
Hırsızlık, gasp, yağma ve soygunda rekor kırılıyordu, nakit para taşıyanı vuruyorlardı, her 21 dakikada bir cinayet işleniyordu.
Marketlerde ağır silahlı polisler nöbet tutuyordu, yoksa yağma oluyordu, eczane rafları boşaldı, temel ilaçların yüzde 85’i bulunamıyordu, hâlâ bulunamıyor, sağlık sistemi çöktü, ameliyat malzemesi yok, son bir yılda bebek ölümleri yüzde 40 arttı.
Suudi Arabistan’dan bile fazla petrol rezervi varken, böylesine enerji zenginliğiyle Kanada kadar, Norveç kadar refah bir ülke olması gerekirken, Venezuela’da günde dört saat elektrik kesintisi yapılıyor, özellikle taşra şehirlerinde her gün sekiz saat su kesintisi yapılıyor.
Memleketin içine etti, halkını mahvetti, başkan hâlâ başkandı.
E olacağı buydu.
Biliyorsunuz, asrın liderimizin bir numaralı arkadaşıydı, sosyalist ayaklarına yatıyordu ama, özel uçağıyla dolaşıyordu, Çin’den dönerken mesela, iki saatliğine İstanbul’a uğradı, Nusret’te ziyafet çekti, tuz serpti, üstünde adının yazılı olduğu özel purolardan tüttürdü, TRT’de yayınlanan Diriliş Ertuğrul dizisinin setine götürdüler, demir dövdü, Osmanlı kıyafetleri filan giydi, tahta kılıçla poz verdi,
“bana Sultan Maduro diyorlar”
dedi.
Trump’ın yatak odasından aldırdığı Maduro işte bu.
Trump’ın kötü adam olması, Maduro’yu iyi adam yapar mı?🙄