Şimdi bir dakika...
Bu resmi hikâyede aklıma yatmayan bir yer var.
Amerikan uçakları ve helikopterleri Karakas’ı bombalarken yerel halk kopan gümbürtüye uyanıyor, videolar çekiyor, sosyal medyaya yüklüyor.
Bizim Maduro ve eşi, konuta yaklaşan helikopterleri, çıkan çatışmaları, konutun girilmesini... Hiçbirini duymadan fosur fosur uyumaya devam ediyor.
Öyle ki tam sığınağın kapısını kapatamadan enseleniyor.
Bu Maduro ne yiyor ne içiyor ki böyle ağır uyuyor?
Peki şu hiç aklınıza
geldi mi?
Maduro ve eşi dışında herkes yerli yerinde.
Başkan Yardımcısı, Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı, İçişleri Bakanı...
Maduro, Amerikalı askerler geldiğinde süslenmiş baklava paketi gibi teslim edilmiş olabilir mi?
Geçelim işin sonrasına...
Maduro ve eşi mahkûm tulumlarıyla Manhattan’da mahkemeye çıktığı sırada Karakas’ta yemin töreni düzenleniyordu.
CIA’nin atı Rodriguez galip gelmiş, Anayasa üzerine yemin ederek Venezuela’nın yeni başkanı oluyordu.
Töreni yöneten kim? Meclis Başkanı. O kim? Rodriguez’in abisi.
Ya... İşte böyle sevgili okuyucular.
Bir gün var, bir gün yoksunuz. Bir gün başkan, bir gün mahkûmsunuz. Bir gün başkan yardımcısı, diğer gün CIA’in atı, bir diğer gün ise yeni başkansınız.🤫