Yeni anayasa önerisi
Türkiye’de uzun yıllar “yeni anayasa” tartışmaları çoğu zaman semboller, kırmızı çizgiler ve ideolojik başlıklar üzerinden yürüdü; şimdi siyasi partiler yeni bir anayasa için çalışmalarını yürütüyor.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan konuşmalarında, “Türk demokrasisini sivil damgalı yeni anayasa ile taçlandırma irademiz bugün de baki” mesajı verirken, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da geçtiğimiz günlerde yaptığı paylaşımda MHP’nin 100 maddelik anayasa teklifini gündeme getirdi.
Meslektaşım Talat Atilla’nın TV 100’de yayımlanan Memleket Programı’nda AK Parti’nin ilk günlerinden beri en kritik ve önemli aktörlerinden biri ilk kez canlı yayında soruları yanıtladı. Uzun yıllar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en yakın çalışma ekibinde bulunmuş olan eski AK Parti Milletvekili Mücahit Arslan’ın yeni anayasa konusunda yaptığı açıklamalar çok dikkat çekiciydi. Şimdi o açıklamalara ve açıklamaların satır aralarına bakacağız. Arslan’a göre vesayet odaklarının ortadan kalktığı ve siyasetin güçlü olduğu bu dönem; Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden beri anayasa değişikliği ile ilgili en doğru zaman...
TEMSİLDE ADALET VE YÖNETİMDE İSTİKRAR
Arslan’ın konuşmasındaki en kritik eşik şu ifadede gizli:
- “Anayasanın kendi çatısını düzgün kurmak gerekir.
Bir anayasanın önce şunun adını koyması gerekiyor; “Bu ülkenin sahibi kim?” Bence bu, ülkenin sahibinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğu bir anayasa olmalı. Sahiplik Meclis’e bırakılmalı.
◊ Memleketin sahibinin kim olduğunu belirledikten sonra yapılması gereken işlem nasıl bir açıyla bakacağınız, anayasaya. Yani anayasanın temsilde adalet üzerinde mi yoksa yönetimde istikrar üzerinde mi yoğunluğunun olacağına karar vermek?
◊ Bence, Türkiye gibi bir ülke için geçmiş tecrübelerimden yola çıkarak söylüyorum temsilde adaletin yüzde 40-45 oranında olduğu, yönetimde istikrarın yüzde 55-60 oranında olduğu bir mimarisi olmalı. Peki bu nasıl sağlanır? Bu, anayasanın maddelerindeki mühendislikle sağlanabilir.”
Arslan’ın açıklamaları anayasa tartışmasını teknik ayrıntıların ötesine taşıyor:
- Milletin sahipliği açık biçimde TBMM’ye atfediliyor.
- Ancak bu, yürütmenin zayıflatılması anlamına gelmiyor. Aksine yönetimde istikararın korunması anlamına da geliyor.🙄