Kesbiç, örgün eğitimden kopuşun 14–17 yaş grubunda başladığını anlatırken; açık liseye geçişlerin ve örgün eğitimden kopuşun çocuk işçiliği, erken yaşta evlilik ve istismar risklerini artırdığını da söylüyor. Ve “Biz, bu yaş grubu çocukların eğitimden kopmaları, çocuk işçiliği haline gelmeleri, erken yaşta ve zorla evlendirilmeleri konularında; okulun koruma sisteminin dışına çıkmamaları gerektiğini ve bunun onların kişisel gelişimleri, fiziksel bilişsel gelişimleri için önemli olduğunu vurguluyoruz.” diyor.
Webinar’ da öne çıkan başlıklardan biri de, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM). Yaklaşık 390 bin çocuğun haftanın büyük bölümünü işletmelerde geçirdiği bu model, okulun koruyucu işlevini zayıflatıyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde iş yeri denetimlerinin yetersiz olması, çocukları iş kazaları ve sömürüyle karşı karşıya bırakıyor.
Kesbiç’ e göre sorun yalnızca güvenlik değil; çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerinin de bu model içinde yeterince gözetilmemesi. Zira, her dört çocuktan birinin iş gücüne katıldığı görülüyor. Çocukların bir gün okula gittiği, diğer günlerde işletmelerde çalıştığı bir okul türü̈, çocuk koruma misyonunu ve çocuğu dışarıda bırakıyor.
Webinar’ da öne çıkan başlıklardan biri de eğitim harcamalarındaki derin eşitsizlik. Türkiye’ de eğitim harcamalarının yaklaşık yüzde 80’i kamu kaynaklarından karşılansa da, hanehalkı harcamalarının eşitsizliği dikkat çekiyor. En zengin ve en yoksul haneler arasında eğitim harcaması farkı 28 kata ulaşırken, bu durum çocukların eğitime erişimini ve akademik başarılarını doğrudan etkiliyor.
Haberin Devamı
Çocuklar zaten hayata eşit bir yerde başlamıyorlar. Farklı ailelere doğuyorlar. Ailenin sosyoekonomik durumunun çocuğun akademik kazanımlarına nasıl etki ettiğini sınav sonuçlarında, Pisa Araştırması' nda, LGS sonucunda da görüyoruz. Bunun çözümü kamusal eğitimi güçlendirmek ve eğitime ayrılan bütçenin merkez bütçedeki payının artması. Kesbiç ise, sorunun çözümü için kamusal eğitimin güçlendirilmesi ve eğitime ayrılan kamu payının artırılması gerektiğini hatırlatıyor.
Paylaşılan verilere göre, Türkiye’ de yaklaşık 600 bin çocuk eğitim dışında bulunuyor ve bu çocukların büyük bölümü 14–17 yaş grubunda yer alıyor. Erkek çocukların ekonomik faaliyetlere katılım nedeniyle, kız çocukların ise ev içi emek yükü ve bölgesel eşitsizlikler nedeniyle eğitimden koptuğu vurgulanıyor. Özellikle bazı bölgelerde kız çocuklarının ortaöğretimde okullaşma oranlarının hâlâ yüzde 80’in altında olması, toplumsal cinsiyet temelli bir dışlanma biçimi olarak değerlendiriliyor.