İklim krizinin etkisi artık yeni normalimiz
BÜYÜK şehirlerin su meselesini konuşurken yıllardır aynı cümleye sığınıyoruz:
“Bu yıl yağmur yağmadı.”
Oysa artık mesele bu kadar basit değil.
Geçen gün İzmir Valisi Süleyman Elban’ı dinlerken şunu düşündüm.
Biz hala eski iklimin refleksleriyle konuşuyoruz, oysa karşımızda bambaşka bir iklim var.
Vali Elban, çok net bir şey söylüyor:
“Yağış miktarı aslında değişmemiş gibi görünüyor. Ama yağışlar çok düzensiz.”
İklim krizini anlatan bir cümle daha…
Eskiden yağmur yavaş yavaş yağardı.
Toprak emerdi, baraj dolar, yer altı suları beslenirdi.
Şimdi ne oluyor?
“Kısa sürede, tek bir noktaya yağıyor” diyor, Vali Elban.
Yani yağmur var ama su yok.
Yağış var ama baraj dolmuyor.
Ve şu cümle çok çarpıcı:“Güzel yağmurlar geldi ama arzu edilen havzaya düşmedi.”
İklim krizinin bizi getirdiği yer tam olarak burası.
İstatistikler sizi yanıltabiliyor.
Ama musluğu açtığınızda gerçeklerle yüzleşiyorsunuz.
Vali Elban diyor ki:
“Denizden su çekebiliriz.”
Yıllardır bu konu açıldığında hep aynı itirazı duyardık.
“Teknoloji çok pahalı” diye….
Vali Elban, buna da net cevap veriyor:
“Bu teknoloji ucuzladı. Denizden üretilen suyun maliyetiyle İZSU’nun su maliyeti artık aynı.”
Bir başka önemli tespit daha yapıyor:
“Bizim iklim kuşağımız zaten su stresi altında. Bu düzensizlik bizi daha fazla etkiliyor.”
Yani İzmir’in yaşadığı şey bir istisna değil.
Yeni normal.
Bu mesele tasarruf çağrılarıyla çözülemez.