“O zaman senin toprağın, benim toprağım.”
Trump cuma günü artık bu işi yarı resmileştirdi.
- “İsteseler de istemeseler de Grönland’ı alacağız.”
- “Ya güzellikle alırız ya da zor yoldan.”
- “Grönland bize lazım. Biz almazsak Rusya ve Çin alacak.”
Bu kadar basit yani.
Bundan sonra Grönland’ın ABD saflarına katılması bir “acaba” meselesinden çıkıp “ne zaman” meselesine dönmüştür.
Türk Milleti, “Başın düşerse dara, NATO’yu ara” mantığının hiç de öyle gerçekçi olmadığını acı tecrübelerle öğrendi.
Kendini savunmanın, kendi ayakları üzerinde durmanın adımlarını hızlıca atmaya çalışıyor.
Bu noktada ABD yarın Grönland’a bayrak dikerse NATO’suz bir hayata hazır olmayan Avrupalılar düşünmeli.
Çünkü biz bir süredir NATO yarın olmasa bile nasıl bir sabaha uyanacağımızı iyi biliyoruz.
Avrupalılar... Peki ya siz?
GANİMET AKBABALARI
BU fotoğrafa iyi bakın...
Çünkü o odada tarih yazıldı.
Odanın ortasında Trump. Daha 6 gün önce Venezuela’nın Devlet Başkanı Maduro’yu ve eşini yataklarından aldıran Trump.
Etrafındakilerse dünyanın en büyük petrol şirketleri.
Ne mi konuşuyorlar?
Tabii ki de Venezuela’nın petrollerini.
Nasıl paylaşacaklarını, nasıl üşüşeceklerini, nasıl bir ülkenin yeraltı zenginliklerini mideye afiyetle indireceklerini.
Bunlar akbaba... Hem de en baba akbabalar.
Tarihte bir kırılmadır bu fotoğraf.
ABD daha önce petrole çökmedi mi? Çöktü.
Birçok yere “demokrasi” götürülmedi mi? Götürüldü.
Ama artık her şey gözünüzün önünde.
İyi bakın... Egemenliğiniz elden gittiği vakit ülkenizin, zenginliğinizin, çocuklarınızın geleceğinin başına gelecek şey tam olarak budur.🤨