BU DÖNGÜDEN NASIL ÇIKILIR
Anlattıklarımız ilk bakışta karamsar gelebilir. Ama tam da burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bu bir irade sorunu değil, bir maruziyet sorunu. Yani mesele “daha güçlü olmak” değil, hangi duygulara ne kadar ve nasıl maruz kaldığımızı fark edebilmek.
Kendini korumanın ilk adımı, bu maruziyeti azaltmak. Günün ilk saatlerinde ve uyku öncesinde öfke yemi içeren içeriklerden uzak durmak, beynin stres düzenleme kapasitesi açısından sandığımızdan çok daha kıymetli. Zihin, ancak uyarı kesildiğinde dinlenebiliyor.
İkinci adım ise basit ama etkili bir soruyu alışkanlık hâline getirmek: “Bu içerik beni bilgilendiriyor mu, yoksa beni duygusal olarak kullanıyor mu?”
Bu soru her seferinde işe yaramayabilir. Ama zamanla, zihinsel bir bağışıklık geliştirir; her şeye aynı refleksle tepki vermemeyi öğretir.
Oxford’un “öfke yemi”ni yılın kelimesi seçmesi belki de bize şunu hatırlatıyor: Bugün yalnızca ne düşündüğümüz değil, ne hissettiğimiz de şekillendiriliyor. Ve bu çağda zihinsel sağlığı korumak bilinçli bir mesafe koyabilmeyi gerektiriyor.