DOĞU VE BATI ARASINDA
Sanatın başkentlerinden Paris’te bir Türk heykel sanatçısının heykellerinin kalıcı olarak sergilenmesi vesileyle Sağbil’in İstanbul’daki atölyesinin kapısını çaldık. Sağbil, artık Parisli olan ‘Hemera’ ve ‘Ay Tutan Adam’ heykellerinin anlamını ve Paris’te neden sevildiklerini anlatarak başlıyor: “Ben güncel sanatın içinde değilim. Bu da bana daha felsefi işler üretme şansı getiriyor. Eserlerimde figüratif çalışıyor ve mitolojiden etkileniyorum. Bir tarafta Doğu’nun gücünü simgeleyen ay var; duyguları, aşkı, inançları, efsaneleri anlatıyor. Diğer yanda Batı’yı anlatan Apollon’un güneşi; bilgi, akıl, devamlılık, mantık… Heykeller, Paris’in yabancıların çok yaşadığı kozmopolit bir bölgesinde sergileniyor. Ben de uzun süre Almanya’da yaşadıktan sonra uzun yıllardır Türkiye’deyim. Bu ikilik duygusunu çok iyi biliyorum…”
SANAT HEP AKLIMDAYDI
Peki kendi hikâyesi nedir? Eski albümleri açıyoruz… Cem Sağbil, İstanbul kökenli memur bir baba ile ressam bir annenin üç çocuğundan en küçüğü olarak 1958 yılında Zonguldak’ta dünyaya geliyor. Kömür İşletmeleri’nde muhasebe müdürü olan babasının görev süresi dolunca, o altı yaşındayken Ankara’ya taşınıyorlar. Sağbil, ilkokul, ortaokul ve liseyi Ankara’da okuyor. Sene 1970’lerin sonları… Ortalığın karışmaya başladığı yıllar... Üniversite sınavından yüksek puan almasına rağmen lisenin bitmemesi sebebiyle bir yere giremiyor. Dışarıdan sınavına girdiği akademiyi kazanınca liseden mezun olduğu günün akşamında İstanbul’a gidiyor. Sağbil, “Lisede resimlerim beğenilirdi. Annem Türkay Öksüzcü de iyi bir ressamdı. Ondan bana da renk bulaşmış olabilir” diyor: “Sanatla ilgili bir şey yapma isteği bende vardı. 1975 senesinde akademiye geldim; iç mimarlık ve endüstri tasarımı bölümünü seçtim.”